Salgınla Tetiklenen Korkular Davranışları Nasıl Günceller
Ölüm ile kaybetme korkusu bizi yıpratan en önemli iki duygu
İçinde bulunduğumuz salgın sürecinde yaptığım bireysel çalışmalarda da gördüğüm üzere, ölüm ile kaybetme korkusu bizi yıpratan en önemli iki duygu.
Hem bireysel hem de aile olarak kendimizi koruma isteğimizle beraber iş ortamımızı da koruyucu ve kollayıcı davranışlarımız bizde güvenli alan yaratma ihtiyacını her geçen gün arttırıyor.
İşte tam da bu sebepten harcama alışkanlıklarımız bundan en fazla etkilenen alanımız.
On iki sene önce Koçluk alanında ilk olarak çalışmaya başladığımda farklı şehir ve ülkelerde ya da ülkenin uzak mesafelerinde olanlar için internet üzerinden çalışma şekli, sunmuş olduğum bir seçenekti. Hatta aynı şehirde olup zaman problemi olanlar içinde keza önerdiğim bir durumdu. Her iki konumda da karşı karşıya kaldığım genel olarak ifadeler benzerdi. “Yüz yüze olmazsa çalıştığımı anlamam” veya kestirmeden “öyle çalışma olmaz!” diye cevap verenleri, şimdi online olarak her yerde görüyoruz.
Yaşadığım diğer canlı bir örnekse; ilk başladığı andan itibaren yapıyor olduğum online alışverişler. Hep şunu duymuşumdur: “Uzaktan ve de dokunmadan nasıl alıyorsun ya arızalı ya da kusurlu çıkarsa! Bir de onu değiştirmek zorunda kalacaksın ve takip etmekle mi uğraşacaksın?” gibi pek çok benzer ifade. Peki, ben bu durumda ne yaptım dersiniz? Tabi ki internetten almaya devam ettim. Giyecek, yiyecek, ev eşyası ve aklınıza gelebilecek daha pek çok şey. Şimdi gelinen durumda neredeyiz? Hiçbir şeyi anlamaya gerek duymadan herkesin verdiği direkt “asla olmaz!” otomatikleşen cevabının, hatta eğitim ve terapilerden bile uzak durduğu olmazların normalleştiği internet ortamı içindeyiz, namı diğer online alışverişin merkezindeyiz.
Yarış pistindeki son viraja giren araba misali bitiş noktasına sağlıklı varabilecek miyiz endişesi ve korkusu taşırken biryandan da hızlıca alışkanlıklarımızın kendiliğinden evrilme halindeyiz.
Bu evrilme dışarıdan bakıldığında neredeyse hiçbir zorlantı yaşanmadan, hatta zorlantılara da hızlıca adapte olarak, bolca kredi kartı kullanıldığı, uzaktan temasın yaygınlaştığı, mesafeli de olsa pek çok ilişkinin sağlıklı bir şekilde yürütülebildiği gibi mobil alıverişin de arttığı bir dönemdeyiz.
Yani, evden çıkmayıp kendimizi ve çevremizdekileri korumak hatta kaybetmemek için online çalışıp, internet bankacılığıyla hızlıca tanışıp harekete geçmiş olmamız.
O halde neymiş, hiçbir şey için asla olmaz demeden önce açık bir kapı bırakmak gerekebilirmiş. Bana da oturduğum yerden düşen pay, olanları keyifle seyrettiğim olmaz denilenlerin nasıl da olduğunun dev bir beyaz perdedeki dünyasal izdüşümüymüş.
