Mehmet Şimşek: Türkiye Ekonomisi Şoklara Karşı Dayanıklıdır
İş ve ekonomi dünyasının en prestijli buluşmalarından biri olan Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026) kapılarını açtı. 2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen zirve, 15’inci yılında da Tera Finans Grubu’nun ana sponsorluğunda küresel liderleri, siyasetçileri ve akademisyenleri İstanbul’da buluşturuyor. Bu yılki ana tema, “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” olarak belirlendi.
Bakan Şimşek: “Büyük Şok Ama Yönetilebilir”
Zirvenin ana konuşmacısı olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, jeopolitik risklerin zirve yaptığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin direncine vurgu yaptı. İran savaşını “büyük bir şok” olarak nitelendiren Şimşek, Hürmüz Boğazı’nın petrol, doğalgaz ve gübre tedariki açısından kritik önemine dikkat çekti. Şimşek, “Ateşkes sürse dahi küresel ve yerel ekonomide bir miktar tahribat söz konusu. Enflasyon yukarı, büyüme aşağı yönlü seyredebilir; ancak Türkiye olarak geçen yıl olduğu gibi bu yıl da dayanıklı olduğumuzu kanıtlayacağız” dedi.
Türkiye’nin Dayanıklılık Sütunları
Bakan Şimşek, Türkiye’nin makroekonomik şokları önemli kayıplar yaşamadan atlatmasının arkasında yatan nedenleri şu şekilde sıraladı:
- Enerji Bağımsızlığı: Bölgeye olan enerji bağımlılığının azlığı ve yerli üretimin artması.
- Mali Disiplin: Bütçe açığının millî gelire oranının %3’ün altına düşürülmesiyle sağlanan manevra alanı.
- Düşük Borçluluk: Kamu ve özel sektör borç stoğunun toplamda geçmişe oranla düşük seviyelerde olması.
- Vatandaş Güveni: Programa duyulan güvenle birlikte döviz talebinin geçmişe oranla azalması.
Bakan, petrol fiyatlarının 81 dolar bandında seyretmesi durumunda enflasyonun 3 puan yüksek kalabileceğini, büyümenin yarım veya bir puan düşebileceğini ancak bu etkilerin programı rayından çıkarmayacak kadar “yönetilebilir” olduğunu vurguladı.
Lord Hammond: “ABD’nin Çin Pişmanlığı Geç Kaldı”
Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond, küresel güç dengelerindeki kaymayı değerlendirdi. Hammond, 2015 yılındaki gözlemlerine dayanarak, ABD’nin Çin’in ekonomik ve teknolojik gücünü zamanında tanımayarak stratejik bir hata yaptığını ve bunun pişmanlığını yaşadığını belirtti. Avrupa’nın enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Hammond, 2050 net sıfır hedeflerine ulaşma konusunda şüphelerini dile getirerek; karbonsuzlaşma sürecinin beklenmedik negatif etkiler yaratabileceğini savundu.
Jeopolitik Fay Hatları ve Ekonomik Mimari
RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, iş dünyasının artık “jeopolitik bir cam tavan” altında hareket ettiğini söyledi. Şirketlerin gündeminde artık büyüme ve kârlılıktan ziyade; dayanıklılık, risk azaltma ve çeşitlendirme kavramlarının olduğunu belirtti.
Zirvenin açılışını yapan Sedef Seçkin Büyük ise UEZ 2026’nın sadece bir konferans değil, önümüzdeki on yılın ekonomik mimarisini şekillendirecek bir fikir platformu olduğunu vurguladı. Büyük, “Artık mesele değişime uyum sağlamak değil; belirsizliği yönetmek ve yön tayin edebilmektir” diyerek küresel sistemdeki büyük kırılmaya dikkat çekti.
UEZ 2026’nın açılış tabloları, Türkiye ekonomisinin “fırtınalı bir denizde güvenli liman” olma çabasını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bakan Şimşek’in enerji bağımlılığına dair verdiği “Hürmüz Boğazı riskinden en az etkilenen ülkelerden biriyiz” mesajı, yatırımcı güvenini pekiştiren en güçlü argümandı. Lord Hammond’ın ABD-Çin rekabetine dair özeleştirisi ise küresel ticaret bloklarının ne kadar sertleşeceğinin ve teknolojinin artık “yeni silah” haline geldiğinin tescilidir. 2026, sadece finansal tabloların değil, jeopolitik manevra kabiliyetinin de test edileceği bir yıl olacak.



