İklim Ağı: Doğayı Ve Emeği Koruyalım
İklim alanında çalışan 16 sivil toplum kuruluşundan oluşan İklim Ağı, 1 Mayıs öncesinde yaptığı açıklamada hem işçileri hem de iklimi korumak için COP31’e başkanlık yapacak Türkiye’nin önce kendi evinde her işçinin hakkını koruyacak ulusal bir adil geçiş mekanizması kurması gerektiğini belirtti.
İklim Ağı, Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’ta emek mücadelesi ile dayanışmasını paylaşırken; hem doğayı hem de emeği sömüren fosil yakıtları geride bıraktığımız bir gelecek talebini yineledi. Son yıllarda Afşin Elbistan, Soma, Yatağan ve Çayırhan’da kömür madencileri ile santral işçilerinin yaşadığı hak ihlallerine dikkat çekilen açıklamada, piyasa koşullarına terk edilmiş kömür sektöründe işçilerin güvencesiz kaldığı vurgulandı.
Kömür Teşvikleri Yerine Temiz İstihdam Talebi
Hükümetin kömür sektörünü ayakta tutmak için getirdiği teşvikleri eleştiren İklim Ağı, Ekim 2025’te yürürlüğe giren paketle kömüre her yıl fazladan 133 milyon dolar kamu kaynağı ayrılacağını hatırlattı. Açıklamada, bu kaynağın kömür bölgelerinde temiz ve insan onuruna yakışır istihdam alanları yaratmak için kullanılabileceği ifade edildi.
COP31 Başkanlığı Ve Türkiye’nin Rolü
Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi’nin ana gündemlerinden birinin adil geçiş mekanizması olduğunu belirten İklim Ağı, Türkiye’nin bu süreçte kararlılık göstermesi gerektiğini savundu. İklim Ağı’na göre Türkiye, COP31 başkanı olarak kömürden çıkış takvimini açıklamalı ve ulusal adil geçiş mekanizmasını katılımcı bir şekilde oluşturmalıdır.
İklim Ağı Üyeleri
Türkiye’nin iklim kriziyle mücadelesini güçlendirecek politikaların geliştirilmesi amacıyla kurulan ağda yer alan kuruluşlar şunlardır:
- Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
- ClientEarth
- Doğa Derneği
- Greenpeace Türkiye
- Hukuk Doğa ve Toplum Vakfı (HUDOTO)
- İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği (İDPAD)
- İklim için 350 Derneği (350 Türkiye)
- Mekanda Adalet Derneği (MAD)
- Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA)
- Temiz Hava Hakkı Derneği (THHD)
- Türetim Ekonomisi Derneği
- TEMA Vakfı
- WWF-Türkiye
- Yeşil Düşünce Derneği (YDD)
- Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels)
- CAN Europe (Avrupa İklim Eylem Ağı)
İklim Ağı‘nın 1 Mayıs açıklaması, enerji dönüşümünün sadece teknik veya çevresel bir süreç değil, aynı zamanda derin bir sosyo-ekonomik mesele olduğunu ortaya koyuyor. “Adil Geçiş” kavramı, kömür gibi yüksek karbonlu sektörlerden çekilirken bu bölgelerdeki binlerce işçinin kaderini piyasa dinamiklerine bırakmamayı esas alır. Türkiye’nin COP31 başkanlığı öncesinde 133 milyon dolarlık kömür teşviki yerine yeşil istihdam dönüşümünü talep eden bu sivil inisiyatif, sürdürülebilir kalkınmanın “sosyal adalet” ayağını hatırlatmaktadır. Özellikle Eskişehir ve Ankara’daki madenci eylemleriyle somutlaşan hak arayışları, bir “kömürden çıkış takvimi” olmaksızın yapılan dönüşümlerin yaratacağı toplumsal maliyetin habercisidir. Türkiye’nin küresel iklim diplomasisinde liderlik edebilmesi için, kendi enerji bölgelerinde (Soma, Yatağan vb.) işçiyi odağa alan bir geçiş modelini acilen somutlaştırması gerekmektedir.



