14 Temmuz 2026, 14:23:22
Dolar 47,0372
Euro 53,6001
Altın 6.081,43
BİST 14.027,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Çar 29°C
Per 29°C
Cum 30°C
Cts 30°C

Avrupa Reasürans Ve Sigorta Şirketleri Rekabet Baskısı Altında

17 Mayıs 2026 20:55

Uluslararası kredi derecelendirme ve risk analizi kuruluşu Moody’s Ratings, Avrupa’nın önde gelen 27 reasürans ve sigorta şirketinin mali işler başkanları (CFO) arasında gerçekleştirdiği yıllık anketin sonuçlarını yayınladı. Rapora göre, 2026 yılında Avrupa sigorta sektörü öncelikli olarak makroekonomik belirsizliklere odaklanırken; rekabet baskısı ve jeopolitik riskler de ajandanın üst sıralarında yer alıyor. Bu temkinli duruşa rağmen, sektör genelinde sermaye gücünün sağlamlığını koruduğu, bilançolara ve yatırım kapasitesine yönelik güvenin sürdüğü belirtiliyor.

Makroekonomik belirsizlik, CFO’ların yaklaşık üçte ikisi (%66) tarafından en önemli endişe kaynağı olarak tanımlandı. Bunu %63 ile piyasalardaki yoğun rekabet baskısı takip ediyor. Katılımcılar, artan rekabetin fiyatlama gücünü sınırladığını ve marjlar üzerinde baskı oluşturduğunu belirtirken, genel kârlılık beklentilerinin büyük ölçüde istikrarlı kaldığını ifade ediyor. Jeopolitik riskler de süregelen istikrarsızlıklar ve bunun stratejik karar alma süreçleri üzerindeki etkisi nedeniyle kritik bir diğer gündem maddesi olarak öne çıkıyor.

Fazla Sermayenin Dağıtımı Ve Solvabilite II Beklentileri

Moody’s raporuna göre, sigortacılar fazla sermayeyi (surplus capital) kullanma konusunda güçlü bir istek göstermeye devam ediyor. CFO’ların yaklaşık %58’i fazla sermayeyi dağıtmayı veya tahsis etmeyi planlarken, %31’i mevcut seviyeleri korumayı, sadece %12’si ise sermaye tamponlarını artırmayı öngörüyor. Planlanan kullanım alanları arasında yeni iş yatırımları, hisse geri alımları, satın alma ve birleşmeler (M&A) ile temettü ödemeleri yer alıyor. Bu yaklaşım, Avrupa’nın Solvabilite II (Solvency II) çerçevesinde yapılacak reformların sermaye yeterlilik pozisyonlarını güçlendireceği beklentisiyle destekleniyor; nitekim katılımcıların yaklaşık %60’ı bu reformların pozitif bir etki yaratacağını tahmin ediyor.

Yatırım Stratejilerinde Özel Kredi Ve Altyapı Öne Çıkıyor

Yatırım stratejilerinin genel olarak büyük ölçüde değişmeden kaldığı aktarıldı. CFO’ların yaklaşık %70’i önümüzdeki iki ila üç yıl içinde likit olmayan ve yüksek riskli varlıklara olan maruziyetlerini mevcut seviyede tutmayı planlarken, yaklaşık beşte biri sınırlı bir artış öngörüyor. Getiri ve çeşitlendirme avantajları nedeniyle özel kredi (private credit) ve altyapı (infrastructure) yatırımları, artırımsal tahsisat için en cazip alanlar olarak öne çıkıyor. Gayrimenkul (real estate) ise azaltım yapılması en çok beklenen varlık sınıfı olmasına rağmen, bazı sigortacılar hala sınırlı artışlar planlıyor.

Hissedarlara yönelik uzun vadeli hisse senedi yatırımlarında ise, yasal düzenlemelerin sermaye yükümlülüklerini azaltmasının da desteğiyle, halka açık hisse senetlerine (public equities) olan maruziyetin sınırlı düzeyde artması bekleniyor. 2027 yılında yürürlüğe girmesi beklenen Solvabilite II reformlarının birçok sigortacı için makul bir sermaye rahatlaması (capital relief) sağlayacağı öngörülürken, bu ek sermayenin reel ekonomi yatırımlarına doğrudan yönlendirilme ihtimali düşük görülüyor.

Legacy Sistemlerin Dönüşümü Ve Yapay Zekâ Entegrasyonu

Teknoloji yatırımlarında, özellikle temel sistemlerin ve altyapının modernizasyonuna yönelik vurgu giderek artıyor. CFO’ların neredeyse üçte ikisi, verimliliği artırmak, gelişmiş analitik süreçleri ve yapay zekâyı desteklemek amacıyla eski nesil platformların (legacy systems) güncellenmesine öncelik veriyor. Yapay zekânın (AI) özellikle underwriting, hasar yönetimi ve suistimal tespiti süreçlerinde benimsenme hızı ivme kazanırken, Moody’s eski sistemlerin daha geniş çaplı uygulamaların önünde hala önemli bir engel (constraint) oluşturduğunu not ediyor.

Kârlılık beklentileri ise istikrarlı yapısını koruyor. 2025 yılındaki güçlü sonuçların ardından, çoğu CFO 2026 yılında faaliyet kârlarının ya yatay seyredeceğini ya da makul düzeyde artacağını tahmin ediyor. Katılımcıların %46’sı istikrarlı bir kârlılık beklerken, diğer %46’lık kesim %5 ila %10 arasında bir büyüme öngörüyor; kârlılıkta düşüş bekleyen ise bulunmuyor. Yatırım getirilerinin, kısa vadeli faiz oranları gevşese bile nispeten yüksek verimlilik oranlarıyla dirençli kalması bekleniyor.

Hayat Ve Elementer Branşlarda Dengelenme Süreci

Hayat sigortası tarafında gelirlerin, mevcut uzun vadeli portföylerin yanı sıra tasarruf ve emeklilik ürünlerine yönelik ek büyüme potansiyeliyle desteklenmesi bekleniyor. Birleşik Krallık toplu emeklilik transferi (BPA) pazarı ve Hollanda’da devam eden emeklilik reformları yapısal itici güçler olarak önemini koruyor. Elementer (P&C) sigorta tarafında ise, birkaç yıldır devam eden güçlü fiyat artışlarının ardından fiyatların dengelenmesiyle prim büyümesinin yavaşlayacağı tahmin ediliyor.

Hasar enflasyonunun, çoğu CFO’nun hasar şiddeti seviyelerinin istikrarlı kalacağını öngörmesi nedeniyle genel olarak yönetilebilir kalması bekleniyor. Ancak Ortadoğu’daki gerilimler de dahil olmak üzere jeopolitik gelişmelerin, özellikle enerji fiyatları ve tedarik zinciri kesintileri kanalıyla maliyetler üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine dair endişeler sürüyor. Sigortacılar genellikle hasar enflasyonunu fiyatlama yoluyla telafi etmeyi beklese de, fiyat artışları ile hasar büyümesi arasındaki dengenin artık çok daha hassas bir çizgiye oturduğu vurgulanıyor.

Yapay Zekâ Yıkıcı Bir Güç Değil Destekleyici Bir Unsur

Moody’s, yapay zekânın sektör genelinde kademeli ve istikrarlı bir gelişim sunacağını öngörüyor. Sigorta şirketleri; underwriting, hasar süreçleri ve suistimal tespitinde verimlilik artışları beklerken, teknolojinin ürün geliştirme üzerindeki etkisinin daha sınırlı kalacağını tahmin ediyor. Genel olarak yapay zekâ, ani bir yapısal değişim üretecek “yıkıcı bir güç” (disruptive force) olmaktan ziyade, faydaları zamanla inşa edilecek “destekleyici bir gelişme” (enabling development) olarak değerlendiriliyor.

Moody’s’in 27 Avrupalı sigorta ve reasürans devinin CFO’su ile gerçekleştirdiği anket, 2025 yılındaki yüksek kârlılık döngüsünün ardından 2026 yılında sektörün bir “konsolidasyon ve marj savunma” evresine girdiğini göstermektedir. Fiyatlama döngüsünün elementer (P&C) branşlarda zirve noktasına ulaşarak stabilize olması, sigorta şirketlerinin teknik kârlılığı sürdürebilmek için operasyonel verimliliğe ve alternatif yatırım enstrümanlarına yönelmesini zorunlu kılmaktadır. CFO’ların %58’inin fazla sermayeyi tampon olarak tutmak yerine hisse geri alımı, M&A ve temettü yoluyla dağıtma eğiliminde olması, 2027’de devreye girecek Solvabilite II reformlarının sektöre sağladığı sermaye esnekliğinin (capital relief) bir yansımasıdır. Finansal mühendislik tarafında, yüksek getirili özel kredi (private credit) ve altyapı varlık sınıflarına olan ilginin sürmesi, bankacılık dışı finansman piyasalarında sigorta sermayesinin dominant gücünü artırmaktadır. Teknoloji bacağında ise, yapay zekânın radikal bir sektörel yıkım yaratmak yerine, legacy sistemlerin modernizasyonu kapsamında kademeli bir verimlilik aracı olarak konumlandırılması, Avrupa reasürans ekosisteminin risk kabulü (underwriting) disiplinindeki muhafazakar ve gerçekçi yaklaşımını tescillemektedir.