EPDK Düzenlemesiyle Şarj İstasyonları Konutlara Giriyor
EPDK’nın elektrikli araçlara (EV) yönelik şarj hizmetleri yönetmeliğinde yaptığı değişiklikle Türkiye’de şarj altyapısının yaşam alanlarına entegrasyonu hız kazanıyor. Üçay Mühendislik iştiraki Elaris Direktörü Volkan Demir, kullanıcı deneyimini iyileştirecek olan bu entegrasyonun Türkiye’de şarj altyapısı ile elektrikli araç kullanımını yaygınlaştıracağını vurguladı.
Şehir İçi Mobilite Alışkanlıkları Değişiyor
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) elektrikli araçlara (EV) yönelik şarj hizmetleri yönetmeliğinde yaptığı kapsamlı değişiklik, Türkiye’nin elektrikli araç ekosisteminde yeni bir dönemin kapısını araladı. 23 Mart’ta Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme, şarj altyapısının özellikle konut ve site otoparklarına entegre edilmesini önceliklendirerek sektörde yapısal bir dönüşüm hedefliyor.
Elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve şarj istasyonu çözümleri alanında faaliyet gösteren Elaris, düzenlemenin Türkiye’de şarj altyapısının yaygınlaşmasını hızlandıracağını ve pazarın büyüme ivmesini artıracağını belirtti.
Sektörün 30 Milyar TL’yi Aşması Bekleniyor
Yeni düzenleme kapsamında, 2030 yılına kadar elektrikli araçların büyük bölümünün apartman ve site otoparklarında şarj edilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşımın, şehir içi mobilite alışkanlıklarını değiştirmesinin yanı sıra şarj altyapısının erişilebilirliğini de önemli ölçüde artırması bekleniyor. Sektörün, dönüşümle birlikte 2030 yılına kadar 30 milyar TL’nin üzerinde bir büyüklüğe ulaşacağı tahmin ediliyor.
Dönüşüm Uluslararası Ölçekte De Karşılık Buluyor
Küresel eğilimler de bu dönüşümle paralel ilerliyor. International Energy Agency (IEA) verilerine göre, elektrikli araç kullanıcılarının yüzde 70–80’i şarj işlemlerini ev veya iş yerinde gerçekleştiriyor. Bu oran Avrupa’da bazı ülkelerde yüzde 85’e kadar çıkıyor. Veriler, şarj altyapısının yaşam alanlarına entegre edilmesine yönelik yaklaşımın uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu ortaya koyuyor.
Elektrikli Araç Talebi Altyapı İhtiyacını Artırıyor
Türkiye’de elektrikli araç sayısındaki hızlı artış da dönüşümün önemini güçlendiriyor. 2022 yılında yaklaşık 15 bin seviyesinde olan elektrikli araç sayısı, 2026 itibarıyla 400 binin üzerine çıktı. 2030 yılı projeksiyonları ise bu sayının 1 ila 1,5 milyon seviyesine ulaşacağını gösteriyor. Bu büyüme, yalnızca kamusal şarj istasyonlarının yeterli olmayacağını, konut ve iş yeri bazlı çözümlerin kritik rol oynayacağını ortaya koyuyor.
Elaris Direktörü Volkan Demir, düzenlemeye ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “EPDK’nın, elektrikli araç ekosisteminde önemli bir eşik niteliği taşıyan yeni düzenlemesi ile birlikte şarj altyapısının yaşam alanlarına entegrasyonunun hızlanacağını öngörüyoruz. Kullanıcı deneyimini iyileştirecek olan bu entegrasyon, elektrikli araçların yaygınlaşmasını da hızlandıracaktır.”
Ekosistemin Büyümesini Desteklemeyi Sürdüreceğiz
Elaris olarak, ücretsiz olarak sunduğumuz elektrikli araç şarj istasyonu kurulumu ve şarj ağı işletmeciliği hizmetimizle bu dönüşüme aktif katkı sağlıyoruz. Türkiye’nin sürdürülebilir geleceği için geliştirdiğimiz çözümlerle ekosistemin büyümesini desteklemeyi sürdüreceğiz.
EPDK’nın şarj hizmetleri yönetmeliğindeki bu köklü değişiklik, Türkiye’nin enerji ve ulaşım stratejisinde “merkezi olmayan” bir yapıya geçişi simgelemektedir. 2026 itibarıyla 400 bini aşan elektrikli araç parkı, sigorta ve enerji sektörleri için yeni risk ve fırsat alanları yaratmaktadır. Şarj ünitelerinin konut ve sitelere entegre edilmesi, sadece teknik bir kurulum değil; aynı zamanda binaların yangın güvenliği ve enerji yükü yönetimi açısından profesyonel bir underwriting perspektifi gerektirmektedir. Sektörel bazda bakıldığında, 2030 yılı için öngörülen 30 milyar TL’lik pazar hacmi, mülk yönetimi, inşaat ve enerji sigortacılığının kesişim noktasında devasa bir ekosistem inşa etmektedir. IEA verileriyle uyumlu olarak şarjın evlere taşınması, kamusal altyapı üzerindeki yükü hafifletirken, sürdürülebilir mobiliteyi bireysel seviyede erişilebilir kılmaktadır. Elaris gibi oyuncuların sunduğu kurulum ve işletim çözümleri, bu dönüşümün finansal ve teknik sürdürülebilirliğini sağlamada kritik bir rol oynamaktadır.



