Allianz Trade: 2. Ülke Risk Atlası Yayımlandı
Allianz Trade, 2024 yılında 48 ülkenin risk derecelendirmesini yukarı yönde güncelledi. 2023 yılına göre risk notu iyileşen ülke sayısı iki kattan fazla arttı.
Ticari alacak sigortasında dünya lideri Allianz Trade‘in en çok beklenen yayınlarından biri olan ve yıllardır geliştirmeye devam ettiği “Ülke Risk Atlası“nın ikincisi yayımlandı.
https://www.allianz-trade.com/en_global.html
Ülke Risk Atlası, her çeyrekte son ekonomik gelişmeler ve Allianz Trade‘in özel verileriyle güncellenen tescilli bir risk derecelendirme modeline dayanıyor. Raporda, şirketler için makroekonomik düzeyde ödeme alamama risklerini etkileyen ekonomik, politik, iş ortamı ve sürdürülebilirlik faktörlerine ilişkin kapsamlı analizler ve içgörüler sunuluyor.
48 Ülkenin Notu Yükseldi, 5 Ülkenin Notu Düşürüldü

Ülke Risk Atlası‘na göre Allianz Trade, 2024 yılında 48 ülkenin risk notunu yükseltti ve sadece 5 ülkenin notunu düşürdü.
Rapora göre, jeoekonomik çatlakların iş dünyasında güveni sarsması ve küresel ticareti olumsuz etkilemesi nedeniyle bu olumlu eğilim 2025-2026 yıllarında tersine dönebilir.
Raporda ayrıca, ülke risklerinin önümüzdeki aylarda beklenen jeopolitik ve finansal gerilimlere yüksek oranda maruz kalmaya devam edeceği ve aşağı yönlü risklerin fazlalaşmasıyla daha da kötüleşebileceği belirtiliyor.
Türkiye Büyümeye Devam Edecek
Ülke Risk Atlası raporunda Türkiye’ye de yer veriliyor.
Türkiye’de büyümenin potansiyel eğilimlere paralel olarak devam edeceği ancak dış zorlukların artacağı, mali teşviklerin azalacağı ve para politikasının bağımsızlığını koruyacağı varsayımları göz önüne alındığında, büyümenin potansiyel tarihi ortalamanın altında kalacağı öngörülüyor.
Rapora göre, ekonomi politikalarına ilişkin ülke profili iyileşmiş olsa da satın alma gücünün kademeli olarak erozyona uğraması, reel döviz kurunun değerlenmesi ve rekabet gücünün azalması, Türkiye’de 2025-2026 yıllarında kurumsal iflaslar üzerinde baskı oluşturabilir.
Ülke Riski Önemli Ölçüde İyileşti, Ancak Önümüzde Zorluklar Var
Allianz Trade‘de Gelişmekte Olan Piyasalar Kıdemli Ekonomisti Luca Moneta, notları yükseltilen ekonomilerin küresel GSYH’nin yaklaşık %17’sini temsil ettiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
Not artışlarının çoğunlukla gelişmekte olan piyasalar arasında olduğunu görüyoruz. En fazla not artışı 13 ile Latin Amerika’da gerçekleşirken, onu 10 ile Gelişmekte Olan Avrupa ve 9 ile Asya-Pasifik takip ediyor.
Bu arada, not indirimlerinin çoğu Estonya ve Vanuatu ile Bahreyn, İsrail, Kuveyt’in de dahil olduğu Orta Doğu bölgesinde görüldü. Bu durum, uzun süren tedarik zinciri gerilimlerinin ve mali başa baş seviyesinin altında seyreden ham petrol fiyatlarının bir sonucu.
Allianz Trade CEO’su Aylin Somersan Coqui ise, yavaşlayan enflasyon, iyileşen kredi akışları ve likidite koşulları sayesinde küresel ekonomik görünümün iyileştiğini ancak düşük gelirli birçok ülkede iş koşullarının hâlâ daha az elverişli olduğunu belirtti.
Coqui, yüksek gelirli ekonomilerin de uzun süreli siyasi belirsizlikle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Ayrıca, geçen yıl yapılan ülke riski iyileştirmelerinin üçte ikisinin kısa vadeli göstergelere dayandığını ve bu iyileşmelerin konjonktürel olduğu için potansiyel olarak tersine çevrilebilir olduğunu hatırlattı.
Bu çerçevede, işletmelerin jeopolitik gerilimler ve yükselen korumacılık dalgası bağlamında büyüme stratejilerinde dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Tedarik zincirlerinin daha da karmaşık hale gelmesi muhtemel ve bu da ülke risklerini takip etmeyi daha da önemli kılıyor.
Toparlanmanın Kırılganlığı: Şirketleri Neler Bekliyor?
Allianz Trade’e göre, 2025-2026 yıllarında olumlu ivmeyi bozabilecek çeşitli riskler var.
Öne çıkan bazı faktörler:
- Jeopolitik gerilimler: 2024’ün sonlarında yoğunlaşan sosyal, siyasi ve kurumsal çatışmalar
- Ticaret savaşı riskleri: Yükselen korumacılık ve tam kapsamlı ticari çatışmalara yönelik potansiyel riskler
- Sivil huzursuzluk ve kutuplaşma: Gelişmiş ve gelişmekte olan piyasalarda artan kutuplaşma
Allianz Trade Ekonomik Araştırmalar Başkanı Ana Boata, bu durumla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
Tam anlamıyla bir ticaret savaşı büyük bir endişe kaynağı. Bunun sonucunda ortaya çıkan ekonomik faaliyet kaybı ve enflasyonist baskıların geri dönüşü, yatırımcı güvenini zayıflatabilir ve uzun süreli bir ‘bekle ve gör’ moduna yol açabilir.
Diğer tedirgin edici bir gelişme de birçok ülkede halihazırda belirgin olan ve sosyal bölünmeleri yoğunlaştırırken önemli ekonomik maliyetler doğuran artan kutuplaşma.
Enflasyon, mali ayarlamalar ve geciken verimlilik artışı gibi faktörlerin etkisiyle sivil huzursuzlukların sıklığı ve şiddeti artıyor.
Bu bağlamda, politika yapıcıların artan güven açığını kapatmaları ve kutuplaşma risklerini azaltmaları gerekiyor.

