Gallagher Re 2026 İlk Çeyrek Afet Raporu Analizi
Gallagher Re Baş Bilim Sorumlusu Steve Bowen, ABD’de şiddetli konvektif fırtına (SCS) hasar maliyetlerindeki devasa artışın arkasında iklim faktörlerinden ziyade makroekonomik ve sosyoekonomik etkenlerin yattığını açıkladı. Gallagher Re’nin “2026 Q1 Doğal Afet ve İklim Raporu”nun ardından konuşan Bowen, hasar büyümesinin %80-90’ının tehlike dışı faktörlerden kaynaklandığını, hava ve iklim değişkenliğinin ise sadece %10-20 oranında pay sahibi olduğunu belirtti.
Bowen, bu trendin 2008’deki enerji kriziyle başladığını ifade etti. ABD’deki konutların ana çatı malzemesi olan asfalt kiremitlerin üretiminin petrol bağımlı olması, petrol fiyatlarındaki artışla birlikte değişim maliyetlerini fırlattı. COVID-19 dönemindeki tedarik zinciri kırılmaları ve işçilik maliyetlerindeki artışlar da bu baskıyı kalıcı hale getirdi. Ayrıca, güneş panelleri ve batarya sistemleri gibi yüksek değerli ekipmanların evlere entegre edilmesi, fırtına anındaki toplam hasar faturasını katlayan yeni bir unsur olarak öne çıktı.
Bowen ayrıca, Avrupa piyasası için ezber bozan bir tespitte bulundu: Avrupa Rüzgar Fırtınası (EU Windstorm) artık bir “zirve” (peak) risk olmayabilir. 2007’deki Kyrill fırtınasından bu yana 10 milyar dolar barajını aşan büyük bir olay yaşanmadığını hatırlatan Bowen, Avrupalı müşterilerin artık daha çok sel ve SCS olaylarına odaklandığını belirtti. Tehlikelerin “birincil” veya “ikincil” olarak katı bir şekilde sınıflandırılmasının artık yardımcı olmadığını, her şirketin kendi portföyüne göre riskini tanımlaması gerektiğini vurguladı.
2026 İlk Çeyrek (Q1) Küresel Afet Bilançosu:
- Toplam Ekonomik Kayıp: 58 Milyar $ (10 yıllık ortalamanın %12 altında).
- Sigortalı Hasar: 20 Milyar $ (10 yıllık ortalamanın %26 altında).
Steve Bowen’ın analizi, sigortacılıkta “risk” kavramının sadece fiziksel olaylarla sınırlı olmadığını, inşaat malzemesi fiyatlarından yasal düzenlemelere kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığını kanıtlıyor. Hasar maliyetlerindeki %90’lık ekonomik pay, sigorta şirketlerinin artık sadece meteorologlarla değil, ekonomistlerle de daha yakın çalışması gerektiğini gösteriyor.



