İngiltere’deki Hukuki Reformlar Sorumluluk Sigortasını Tehdit Ediyor

Swiss Re, yayımladığı Swiss Re Institute raporunda, İngiltere hükümetinin dava finansmanı (litigation funding), toplu tazminat mekanizmaları (collective redress) ve ürün sorumluluğu alanlarında hayata geçirmeyi planladığı hukuki reformların, sorumluluk sigortası (liability insurance) hasar maliyetleri üzerinde ciddi bir yük oluşturabileceğini açıkladı. Kıdemli Ekonomist Arnaud Vanolli tarafından hazırlanan analizde, makroekonomik faktörlerin ötesinde gerçekleşen sosyal ve hukuki enflasyonun sigortacılar ile işletmeler üzerindeki finansal baskısı gözler önüne serildi.
Swiss Re verilerine göre, 2024 yılında İngiltere sorumluluk hasarlarındaki artışın 5 ila 6 yüzdelik puanlık kısmı doğrudan enflasyon dışı hukuki ve sosyal etkenlerden kaynaklandı. 2020 yılından bu yana gerçekleşen sorumluluk hasar artışlarının neredeyse yarısına bu unsurlar neden olurken, ülke üst üste beşinci yılda da yüksek sorumluluk enflasyonu ile karşı karşıya kaldı. Bu tablonun arkasında; davacıların tazminatından pay alarak davaları finanse eden üçüncü taraf dava finansman sistemleri, Yüksek Mahkeme’nin Merricks v Mastercard kararı sonrası yaygınlaşan otomatik katılımlı (opt-out) toplu dava süreçleri ve 2022 tarihli Yapı Güvenliği Yasası (Building Safety Act 2022) gibi yasal düzenlemeler yatıyor.
İngiliz hükümetinin dava finansmanı piyasasını kolaylaştıracak yasal adımları atma hazırlığı ve 1987 tarihli Ürün Sorumluluğu Yasası’nı yapay zeka (AI) ve dijital teknolojileri kapsayacak şekilde güncelleme planları, sigorta şirketlerinin risk kabul şartlarını doğrudan etkileyecek. Gelişmelerden en çok etkilenecek alanlar arasında üçüncü şahıs mali mesuliyet, ürün sorumluluk, mesleki sorumluluk ve siber sigortalar öne çıkarken; inşaat, mühendislik, yapay zeka, teknoloji ve çevre sektörleri yüksek risk altında değerlendiriliyor. Swiss Re; kontrolsüz tırmanan dava masraflarının ticari yatırımları, Ar-Ge süreçlerini ve ekonomik rekabetçiliği tehdit edeceğine dikkat çekerek, dava finansmanında şeffaflık, alternatif uyuşmazlık çözümleri (ADR) ve hukuki masraflarda orantılılık ilkelerinin yasal güvence altına alınması gerektiğini vurguluyor.


