Swiss Re, ABD Longevity Pazarına Girdi

Swiss Re, ABD emeklilerini kapsayan ilk longevity reasürans işlemini tamamladı. Athene ile gerçekleştirilen 2 milyar dolarlık yükümlülük longevity reasürans anlaşması, şirketin bu alanda küresel ölçekte yürüttüğü 30’dan fazla işlemin ardından gerçekleşti. 2025 yılında longevity iş kolu, Swiss Re‘nin sigorta gelirlerinin %17’sini oluşturarak Yaşam ve Sağlık reasürans operasyonunun ikinci büyük segmenti haline geldi.
Swiss Re’nin Longevity Alanındaki Küresel Birikimi
Swiss Re, longevity reasürans pazarının yaklaşık 20 yıl önce oluşmaya başlamasından bu yana İngiltere, Hollanda, Singapur ve Avustralya’da 30’dan fazla işlem tamamladı. Bu işlemler toplamda 50 milyar doların üzerinde emeklilik yükümlülüğünü ve 1 milyonun üzerinde emeklliyi kapsamaktadır.
ABD İşleminin Yapısı ve Taraflar
Anlaşmada Athene, olağan risk yönetimi faaliyetleri kapsamında karşı taraf olarak yer aldı. Athene, emeklilik geliri koruma alanında faaliyet gösteren ve tanımlanmış fayda (defined benefit) plan emeklilerinin yükümlülüklerini sigorta şirketlerine devrettiği pension risk transfer (PRT) işlemlerinde önde gelen aktörlerden biridir.
Swiss Re ABD Küresel İşlemler Başkanı Michael Bacon, şirketin finansal gücü ve yapılandırma deneyiminin Athene‘nin emeklilerin gelirini koruma misyonunu desteklediğini ve bu işlemin longevity risk çözümlerine olan kararlılığı yansıttığını belirtti.
Büyüyen Bir Pazar: ABD Emeklilik Yükümlülükleri
Swiss Re, tanımlanmış fayda plan sponsorlarının emeklilik yükümlülüklerini sigorta şirketlerine devretme sürecinin rekor hacimlere ulaştığını ve bu eğilimin longevity risk transferi çözümlerine olan sektör ihtiyacını önemli ölçüde artırdığını öngörüyor. ABD emeklilik piyasasının ölçeği ve yapısal dönüşümü göz önünde bulundurulduğunda bu segmentin Swiss Re için önümüzdeki dönemde birincil büyüme alanlarından biri olması bekleniyor.
Analiz edildiğinde, Swiss Re‘nin ABD longevity pazarına girişi, küresel reasürans devlerinin coğrafi çeşitlendirme stratejilerinde emeklilik yükümlülüğü devrine giderek daha fazla ağırlık verdiğini ortaya koymaktadır. Türkiye piyasası açısından bakıldığında, nüfusun hızla yaşlanması ve bireysel emeklilik sisteminin (BES) büyümesiyle birlikte longevity riskinin yerli sigortacılar ve reasürörlerin gündemine daha erken girmesi kaçınılmaz görünmektedir. Bu gelişmenin uzun vadeli etkisi, Türk düzenleyicilerinin ve sektör oyuncularının longevity risk transferi altyapısını proaktif biçimde oluşturmaları yönünde bir baskı unsuru oluşturması şeklinde tezahür edebilir


