14 Temmuz 2026, 13:20:55
Dolar 47,0372
Euro 53,6001
Altın 6.081,43
BİST 14.027,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Çar 29°C
Per 29°C
Cum 30°C
Cts 30°C

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar Sektörün Yol Haritasını Çizdi

17 Mayıs 2026 16:22

İFHABER olarak, Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar ile sektörün geleceğini, önümüzdeki dönemin stratejik hamlelerini ve küresel gelişmelerin yansımalarını değerlendirdiğimiz kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. Haziran 2026 itibarıyla sektörün yol haritasını çizen Ahmet Yaşar, sorularımızı yanıtladı.

1. TSB olarak önümüzdeki dönemde öncelikli gündeminizde hangi konular yer alacak?

Ahmet Yaşar: Türkiye Sigorta Birliği olarak önümüzdeki dönemde en temel önceliğimiz; sigorta sektörünün derinliğini artırmak, sigorta bilincini toplumun tüm kesimlerine yaymak ve sektörümüzü ekonomik dayanıklılığın temel unsurlarından biri haline getirmek olacak.

Bugün artık sigortacılığı yalnızca poliçe üretimi üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Bizim için asıl önemli olan; daha fazla bireyin, işletmenin, KOBİ’nin ve ailenin güvence sistemine dahil olmasıdır.

Bu çerçevede özellikle dört ana başlığa odaklanacağız:

  • Afetlere dayanıklı sigorta ekosistemi: Deprem başta olmak üzere iklim kaynaklı afetlerin arttığı bir dönemde, reasürans kapasitesinin güçlendirilmesi, Zorunlu Afet Sigortası sisteminin geliştirilmesi ve sigortalılık oranlarının artırılması öncelikli gündemlerimiz arasında yer alıyor. Çünkü bizim yaklaşımımız yalnızca hasarı karşılamak değil; ekonomik ve toplumsal dayanıklılığı güçlendirmektir.
  • Dijital dönüşüm ve insan odaklı sigortacılık: Yapay zekâ, büyük veri ve dijital altyapılar sektörümüz için önemli fırsatlar sunuyor. Hasar süreçlerinden suistimal tespitine kadar birçok alanda daha hızlı ve verimli modeller oluşuyor. Ancak sigortacılık sadece teknoloji işi değildir. Teknoloji hız sağlar; ama sigortacılığın temelinde hâlâ uzmanlık, saha tecrübesi ve güven ilişkisi vardır.
  • Güçlü dağıtım kanalları ve kapsayıcı büyüme: Türk sigorta sektörü çok katmanlı bir dağıtım yapısına sahip. Acentelerimiz sahadaki en önemli güven temsilcilerimizdir. Brokerlarımız uzmanlık tarafında sektörümüze büyük katkı sunarken, bankasürans yapıları ölçek avantajı sağlamaktadır. Dijital platformlar ise müşteri deneyimini hızlandırmaktadır. Biz bu yapıları birbirinin alternatifi değil, aynı ekosistemin birbirini tamamlayan parçaları olarak görüyoruz.
  • Kamu-özel sektör iş birliği: Sigorta sektörü artık yalnızca finansal bir alan değil; şehirleşmeden sağlığa, ticaretten afet yönetimine kadar birçok stratejik başlığın doğal paydaşıdır. Bu nedenle düzenleyici kurumlarımız başta olmak üzere kamu otoriteleriyle güçlü koordinasyonu çok önemsiyoruz.

2. Sigorta sektörünü bekleyen yenilikçi adımlara ilişkin ipucu verebilir misiniz?

Ahmet Yaşar: Önümüzdeki dönemde sigorta sektöründe klasik ürün anlayışından daha esnek, teknoloji destekli ve müşteri odaklı bir modele geçiş göreceğiz. Ancak bu dönüşüm yalnızca dijitalleşme değil; sigortanın hayatın içine daha fazla entegre olduğu yeni bir dönemi ifade ediyor.

Bu kapsamda özellikle şu alanlarda önemli dönüşümler bekleniyor:

  • Parametrik sigortalar: Özellikle deprem, sel ve tarım gibi alanlarda hasarın eksper sürecine bağlı olmadan, belirlenen parametrelerin gerçekleşmesiyle otomatik ödeme yapan sistemler daha fazla gündeme gelecek.
  • Yapay zekâ destekli sigortacılık: Hasar süreçleri, risk analizi, suistimal tespiti ve müşteri ihtiyaçlarına göre ürün geliştirme süreçleri daha akıllı sistemlerle desteklenecek. Ancak burada önemli olan; teknolojiyi insanın yerine geçen değil, insanı güçlendiren bir yapı olarak kullanabilmek.
  • Mikro sigorta ve erişilebilir ürünler: Daha düşük primli, geniş kitlelere ulaşabilen sigorta çözümleri geliştirilecek. Özellikle gençler, dijital kullanıcılar ve KOBİ’ler için yeni nesil ürünler ön plana çıkacak.
  • Ekosistem iş birlikleri: Bankacılık, fintech, sağlık teknolojileri, ödeme sistemleri ve mobil platformlarla entegre çalışan yeni sigorta modelleri sektörün büyümesine ivme kazandıracak.

Buradaki temel hedefimiz, sigortayı yalnızca poliçe anında değil, hayatın her anında müşterinin yanında olan bir güven mekanizmasına dönüştürmek.

3. Bölgemizde devam eden savaşların Türk sigorta sektörüne etkileri neler olabilir? TSB nasıl bir politika izleyecek?

Ahmet Yaşar: Rusya-Ukrayna savaşı ile Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik gerilimler, küresel sigorta ve reasürans piyasalarını doğrudan etkileyen gelişmeler arasında yer alıyor. Özellikle enerji fiyatları, lojistik maliyetleri, ticaret koridorları ve küresel reasürans kapasitesi üzerindeki baskılar Türk sigorta sektörüne de yansıyabiliyor.

Bu süreçte özellikle şu etkiler öne çıkıyor:

  • Reasürans maliyetlerinde artış,
  • Nakliyat ve enerji sigortalarında yükselen risk maliyetleri,
  • Siber saldırı risklerinde artış,
  • Finansal piyasalardaki dalgalanmaların sektör üzerindeki etkileri.

Bugün artık dünyada “koruma açığı” dediğimiz konu çok daha görünür hale geldi. Doğal afetlerden jeopolitik risklere kadar birçok alanda ekonomik kayıpların önemli bölümü hâlâ sigorta güvencesinin dışında bulunuyor.

TSB olarak bu süreçte;

  • Güçlü reasürans yapılarının desteklenmesi,
  • Risk bazlı fiyatlama modellerinin geliştirilmesi,
  • Mali dayanıklılığın korunması,
  • Siber ve katastrofik riskler konusunda sektör standartlarının güçlendirilmesi,
  • Kamu kurumlarıyla koordinasyon içinde kriz senaryolarına hazırlık yapılması

başlıklarına odaklanacağız.

Türkiye sigorta sektörünün güçlü regülasyon altyapısı ve deneyimli insan kaynağı sayesinde bu tür küresel dalgalanmalara karşı dayanıklı bir yapıya sahip olduğuna inanıyoruz.

Çünkü yeni dönemde mesele yalnızca hasar ödemek değil; riskleri doğru yöneten, toplumsal güveni güçlendiren ve ekonomik dayanıklılığı destekleyen bir sistemi sürdürülebilir şekilde güçlendirebilmektir.