Ufuk Teker Karadeniz’deki Artan İklim ve Savaş Risklerini Değerlendirdi

Türk P&I Genel Müdürü Kaptan Ufuk Teker, Deniz Ticareti dergisinin Eylül 2026 sayısında kaleme aldığı değerlendirme yazısında Karadeniz’in stratejik önemini, jeopolitik risklerin deniz ticaretine etkilerini ve P&I sigortalarının değişen rolünü detaylandırdı.
Teker, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 90 yıldır tarafsızlık ve titizlikle uygulanması sayesinde Karadeniz’deki güç dengesinin korunduğunu vurguladı. Ancak Rusya-[Ukrayna] savaşıyla birlikte bir zamanlar barış ve ticaret denizi olarak anılan Karadeniz’in sivil denizciler ve armatörler için ciddi riskler barındıran bir bölgeye dönüştüğünü belirtti.
Savaş Riskleri ve P&I Sigortalarının Stratejik Önemi
Savaşın ilk günlerinde Ukrayna limanlarında mahsur kalan sivil gemilerin tahliyesi için yürütülen diplomatik temaslara değinen Kaptan Ufuk Teker, Türkiye’nin öncülük ettiği Tahıl Koridoru’nun hayati bir rol üstlendiğini ifade etti. Ancak 2026 yılının Temmuz ayı itibarıyla Karadeniz’de saldırı risklerinin yeniden tırmandığına dikkat çekti.
Teker, ticari gemilerin artık yalnızca limanlarda sıkışma riskiyle değil, seyir halindeyken drone, füze ve insansız deniz araçlarının doğrudan hedefi olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirtti. Bu durumun standart poliçeler kapsamı dışında kaldığını ve Londra merkezli Joint War Committee (JWC) tarafından yüksek riskli alan ilan edilen bölgelerde armatörlerin sefer öncesinde ek savaş riski teminatı alması gerektiğini hatırlattı.
“Karadeniz Yeniden Barış ve Ticaret Denizi Olmalı”
Sigorta fiyatlamalarında riskin gerçekleşme ihtimali (frekans) ile olası hasarın büyüklüğünün (şiddet) aynı anda yükseldiğini aktaran Teker, artan savaş riski primlerinin ticari faaliyetlerin sürdürülebilirliğini zorlaştırdığını belirtti. Ayrıca bölgesel yaptırımlar ve ambargo risklerinin de denizciler tarafından anlık takip edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Karadeniz’in yeniden barış, iş birliği ve ticaret denizi haline gelmesi gerektiğini ifade eden Türk P&I Genel Müdürü Ufuk Teker, Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi bugün de diplomasisi, denizcilik tecrübesi ve Montrö Sözleşmesi’nin sunduğu dengeli yaklaşımla bölgesel istikrara en büyük katkıyı sağlayabilecek ülkelerden biri olduğunu vurguladı.


