Yat Sigortalarında Çevre Kirliliği Riskleri
Denizcilik sektöründe son dönemde marina ortamlarında yaşanan kaza ve yangınlar, yat sigortalarında çevre kirliliği sorumluluğunun önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Türk P&I Sigorta, Motor Boat & Yachting dergisinin Ağustos sayısındaki Yat 360 sayfasında yer alan makalesinde, bir yat kazasının ardından ortaya çıkabilecek çevresel maliyetlerin teknenin kendi fiziksel hasarını dahi geride bırakabileceğine dikkat çekti.
Maliyetler Yalnızca Temizlik İle Sınırlı Kalmıyor
Kaza sonrasında oluşan yükümlülüklerin sadece deniz temizliği faaliyetleriyle sınırlı kalmadığı vurgulanan değerlendirmede, maliyet getiren başlıca unsurlar şöyle sıralandı:
- Çevresel Etkiler ve Müdahale: Yakıt sızıntıları, yanıcı atıklar ve deniz kirliliğinin giderilmesi için yapılan acil müdahale masrafları,
- Operasyonel Giderler: Çevresel rehabilitasyon süreçleri ile enkaz kaldırma çalışmaları,
- Hukuki ve İdari Sorumluluklar: Üçüncü şahıs tazminat talepleri, liman otoritelerinin masrafları ve uygulanan idari yaptırımlar.
“Kirleten Öder” Prensibi ve Mevzuat Ayrıntıları
Uluslararası alanda MARPOL 73/78 Sözleşmesi çevre koruma standartlarını belirlerken; Türkiye‘de 2872 sayılı Çevre Kanunu ve 5312 sayılı Kanun kapsamında “kirleten öder” prensibi uygulanıyor. Bu mevzuat uyarınca kusur şartı aranmaksızın, çevreye verilen zararın tüm mali sonuçlarının doğrudan yat sahipleri tarafından karşılanması öngörülüyor.
Poliçelerdeki Teminat Limiti Uyarısı
Özellikle marina gibi yatların bir arada bulunduğu veya yüksek yakıt kapasiteli teknelerin yer aldığı alanlarda kamu otoritelerinin hızlı müdahale masrafları kaza boyutunu katlayabiliyor.
Türk P&I uzmanları, piyasadaki bazı yat poliçelerinde çevre kirliliği teminatının sınırlı alt limitlerle sunulduğuna işaret ederek yat sahiplerine önemli bir uyarıda bulundu: Düşük frekanslı fakat yüksek şiddetli olan bu risklerde limitlerin hızla tükenmesi sigortalıları ciddi mali yüklerle baş başa bırakabilir. Bu nedenle yat sigortası seçerken yalnızca prim seviyesine değil; teminat kapsamı, hukuki yükümlülükler ve limit yeterliliğine bir bütün olarak bakılması gerektiği ifade edildi.
https://turkpandi.com/assets/page_docs/press/YAT%20360-a%C4%9Fustos.pdf
Yat sigortalarında çevre kirliliği riski, genellikle teknenin fiziksel hasarıyla sınırlı düşünülse de, aslında uluslararası denizcilik mevzuatı gereği çok daha geniş çaplı bir finansal sorumluluğu beraberinde getirmektedir. Türk P&I Sigorta’nın vurguladığı üzere, düşük teminat limitlerine sahip poliçeler, olası bir yakıt sızıntısı veya yangın sonrası liman otoriteleri ve devlet kurumlarının talep edeceği tazminatlar karşısında yetersiz kalmaktadır. Yat sahiplerinin, teknelerinin değerinden ziyade olası bir çevre felaketinin operasyonel ve hukuki yükümlülüklerini kapsayacak şekilde poliçelerini yapılandırmaları hayati bir gerekliliktir. Sektördeki bu bilinç düzeyi, deniz ekosistemlerinin korunması ve yat sahiplerinin mali sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.



