Yavuz Ölken’den Sektöre 2030 Vizyonu Uyarısı
AXA Türkiye CEO‘su Yavuz Ölken, Wyndham Grand Levent‘te düzenlenen SAZ 2026 (Sigorta Aracıları Zirvesi) kapsamında sektörün geleceğine ve 2030 vizyonuna dair stratejik açıklamalarda bulundu. Sigortacılığın toplumsal algısından teknolojik yatırımlara kadar pek çok konusuna değinen Ölken, sektörün sadece hasar ödeyen bir yapıdan, riskleri önleyen ve koruyan bir ekosisteme dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
Sadece Fiyat Ve Rekabetle Anılmamalıyız
Sektörün geleneksel kalıpları yıkması gerektiğini belirten Yavuz Ölken, sigortanın sadece fiyat, acente veya şirket rekabetiyle sınırlandırılmaması gerektiğini ifade etti. Şirketlerin toplumla, çevreyle, sanatla ve bilimle iç içe olması gerektiğini aktaran Ölken, tüketicilerin artık sigortacısını sadece hasar ödeyen bir kurum olarak görmek istemediğini sözlerine ekledi.
Sektörün Fabrika Ayarlarına Dönmesi Kıymetlidir
Konuşmasında “fabrika ayarları” vurgusu yapan Ölken, sektörün bu temel değerlere döndüğünde karmaşadan kurtularak asıl işine odaklanacağını belirtti. Türkiye‘nin 2023 yılındaki büyük deprem felaketlerinin yarattığı kaostan odaklanarak çıkmayı başardığını hatırlatan Ölken, bu başarının ardından girilen rehavet dönemine dikkat çekerek temel prensiplere sadık kalınması gerektiğini savundu.
Büyük Veri İle Öngörülebilir Hasar Dönemi
2030 yılının sektör için anlamlı bir eşik olduğunu ifade eden Ölken; önleyici sigortacılığın, teknolojinin ve büyük veriden yapılan tahminlemelerin hasar maliyetlerini daha öngörülebilir kılacağını aktardı. Maliyetlerin öngörülebilir olmasının sigortacıların elini güçlendireceğini belirten Ölken, bu sayede tabana yayılacak fiyatların çok daha rahat verilebileceğini kaydetti.
Müşteriyi Sadece Merkeze Almak Yetmez
Son 30 yıldır sıklıkla dile getirilen “müşteriyi merkeze aldık” söylemini eleştiren Ölken, bu yaklaşıma rağmen müşteri başına poliçe adedinin 1.28 ile 1.47 bandı arasında sıkışıp kaldığını belirtti. Artık müşteriyi sadece merkeze almanın yetmeyeceğini söyleyen Axa Sigorta CEO’su, segmentlere göre kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler satma cesaretinin gösterilmesi ve organizasyonların buna göre yapılandırılması gerektiğini savundu.
Çatı Örgütlerle Ortak Dil Konuşmalıyız
Sigorta şirketlerinin kendi aralarında rekabet ederken, çatı örgütlerin attığı adımlara da yakın durması gerektiğini kaydeden Ölken; TSB, SAİK ve Eksperler Birliği gibi yapıların altında, toplumun önüne çıkarken ortak bir dil konuşulmasının altını çizdi. Sektör bileşenlerinin birbirlerinden ayrıştıkları anda sürdürülebilir olma şanslarının kalmayacağını ifade etti.
Değişimi Orta Vadede Gerçekleştireceğiz
Gelecek nesillere daha güvenli bir yaşam döngüsü bırakmak için “dayanıklı gelecek” vizyonunun şart olduğunu söyleyen Ölken, sistemin finansal olarak çok güçlü olması gerektiğini belirtti. Değişimin bugünden yarına hemen gerçekleşmeyeceğini bildiğini ifade eden Ölken, hem çalıştığı kurum adına hem de sektörün bir parçası olarak bu kritik hususları orta vadede değiştirebileceklerine olan inancını paylaşarak konuşmasını tamamladı.
Makroekonomik dalgalanmaların ve katastrofik hasar frekanslarının bilançoları zorladığı 2026 sigortacılık konjonktüründe, Yavuz Ölken’in salt tazminat ödeyen yapıdan riskleri “önleyen” ekosisteme geçiş vizyonu teknik kârlılık adına son derece rasyoneldir. Büyük veri analitiği ve prediktif (öngörüsel) tahminleme modelleriyle hasar maliyetlerinin öngörülebilir kılınması, elementer branşlardaki underwriting kalitesini makro düzeyde tahkim edecek en önemli teknolojik enstrümandır. Sektördeki poliçe adedi sıkışmışlığını kırmak adına segment bazlı kişiselleştirilmiş ürünlere geçilmesi ve TSB, SAİK gibi çatı örgütlerle ortak dil konuşulması yönündeki çağrılar, penetrasyon oranlarını artırırken kurumsal mukavemeti de güçlendirecektir. Teknik kârlılığın ve müşteri davranış ekonomisinin ön plana çıktığı bu yeni dönemde, “fabrika ayarlarına dönerek” önleyici sigortacılığı kurumsallaştıran aktörler pazarın uzun vadeli oyun kurucuları olacaktır.



