14 Temmuz 2026, 14:22:18
Dolar 47,0372
Euro 53,6001
Altın 6.081,43
BİST 14.027,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Çar 29°C
Per 29°C
Cum 30°C
Cts 30°C

Nadir Toprak Elementleri Sigortacılığı Büyüyor

27 Mart 2026 01:54

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, nadir toprak elementlerinin sigorta sektörü açısından taşıdığı önemi ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini değerlendirdi. Çiftçi, mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında önemli büyüme alanları oluştuğunu vurguladı.

Jeopolitik Gelişmeler ve Tedarik Zincirine Yönelik Yeni Senaryolar Olmalı

Nadir toprak elementlerinde en temel kırılganlığın üretim ve işlemenin birkaç ülke ve tesis etrafında yoğunlaşması olduğuna dikkat çeken Çiftçi, OECD verilerine göre nadir toprak elementleri ve lityumda küresel üretimin yüzde 90’dan fazlasının üç ülkede toplandığını, Çin‘in ise tek başına küresel nadir toprak arzının yaklaşık yüzde 70’ini ürettiğini aktardı.

Çiftçi, “2021-2023 arasında sanayi tipi hammaddelerin küresel ticaretinin yüzde 14’ü en az bir ihracat kısıtlamasına maruz kaldı; nadir toprak ticaretinde bu oran yüzde 46’ya ulaştı. Bu tablo, sigorta sektöründe tedarik kesintisi riski, politik risk, ticari kredi riski, fiyat oynaklığı riski ve contingent business interruption risklerini daha görünür hale getiriyor. IEA‘nın son değerlendirmeleri, Çin’in 2025’te nadir topraklar ve ilgili ekipmanlar üzerindeki yeni ihracat kontrollerinin enerji, otomotiv, savunma, yarı iletken ve havacılık tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Bu da sigortacıların klasik mülkiyet hasarı yaklaşımından çıkıp jeopolitik gelişmeler ve tedarik zinciri bağımlılığı temelli yeni senaryolar kurmasını zorunlu hale getiriyor” dedi.

2050’ye Kadar 3 Milyar Tonun Üzerinde Mineral ve Metal İhtiyacı Doğacak

Temiz enerji ve ileri teknoloji yatırımları büyüdükçe nadir topraklara olan talebin hızlandığını vurgulayan Çiftçi, IEA’ya göre net sıfır senaryosunda 2040’a kadar nadir toprak elementlerine yönelik talebin yaklaşık iki katına çıkacağını belirtti. Dünya Bankası‘nın da temiz enerji dönüşümü için 2050’ye kadar birçok kritik mineral üretiminde yüzde 500’e yakın artış gerekeceğini ve 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacağını ortaya koyduğunu aktardı.

Çiftçi, “Bu tablo sigorta şirketlerine şunu söylüyor: Artık geçmiş yılların istatistiğiyle fiyat vermek yeterli değil; senaryo bazlı, stres testli ve tedarik zinciri entegre modelleme gerekiyor. Aynı fabrika binası iki şirkette aynı görünse de birinin üç farklı coğrafyadan tedariki varken diğerinin tek kaynağa bağlı olması risk profilini ciddi biçimde değiştirir. Önümüzdeki dönemde poliçe fiyatlamasında supply chain mapping, parametrik tetikleyiciler, daha sık güncellenen stok/değer beyanları ve proje bazlı teknik underwriting öne çıkacaktır” dedi.

Birikimli Risk Hesabı Daha Kritik Hale Geliyor

Nadir toprakların artık yalnızca emtia değil aynı zamanda stratejik güvenlik meselesi haline geldiğini vurgulayan Çiftçi, şunları söyledi: “Reasürörler artık sadece tekil bir yangın veya makine kırılması hasarına bakmıyor; aynı jeopolitik olayın birden fazla ülkedeki birden fazla sigortalıyı aynı anda etkileme ihtimalini de değerlendiriyor. Bu reasürans açısından accumulation risk yani birikimli risk hesabını daha kritik hale getiriyor. Teknik bilgi seviyesi düşük, tedarik çeşitliliği zayıf veya ESG uyumu sınırlı riskler için fiyatın yükselmesi şaşırtıcı olmaz. Buna karşılık tedarik zincirini çeşitlendirmiş, çevresel yönetimini güçlendirmiş, siber olgunluğu yüksek ve şeffaf veri paylaşımı yapan şirketler reasürans piyasasında daha olumlu ayrışacaktır” dedi.

Sadece Poliçe Yetmiyor, Risk Mühendisliği Daha Değerli Hale Geliyor

Standart ürünlerin ötesine geçen özel sigorta çözümlerinin gündeme geldiğini belirten Çiftçi, “Müşteriler artık sadece poliçe satın almak istemiyor; risk haritasını görmek, hangi ülkede ne kadar bağımlı olduğunu anlamak da gerekiyor. Bu nedenle broker ve sigortacılar için risk mühendisliği, tedarik zinciri görünürlüğü, siber olgunluk analizi, ESG uyum danışmanlığı ve stres testi hizmetleri çok daha değerli hale geliyor. Bu alanda kazanan kurumlar, sadece kapasite sunan değil; müşteriye stratejik karar desteği veren kurumlar olacak” dedi.

Türkiye Bölgesel Ölçekte Merkez Haline Gelebilir

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Eskişehir Beylikova sahasında yaklaşık 694 milyon tonluk bir kaynak tespit edildiğini hatırlatan Çiftçi, “Bu sahada yıllık 570 bin ton cevher işleme, yaklaşık 10 bin ton nadir toprak oksidi üretimi ve 17 elementten 10’unun üretilebilir hale gelmesi hedefleniyor. Türkiye bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir. Bu da Türkiye sigorta piyasası için sadece bir büyüme fırsatı değil, aynı zamanda teknik uzmanlık ve stratejik konumlanma fırsatını beraberinde getiriyor” dedi.

IBS Sigorta CEO’su Çiftçi’nin nadir toprak elementleri özelinde çizdiği çerçeve, Türkiye sigorta sektörünün henüz olgunlaşmamış ama son derece stratejik bir alanda erken uzmanlaşma fırsatı yakaladığını açıkça ortaya koyuyor. Türkiye piyasası açısından bakıldığında, Eskişehir Beylikova sahasının devreye girmesiyle birlikte mühendislik, çevresel sorumluluk ve tedarik zinciri kesintisi sigortalarına yönelik yerli talep oluşmaya başlayacak ve bu alanda teknik altyapısını erken kuran brokerler ile sigortacılar belirleyici konuma gelecek. Bu gelişmenin uzun vadeli etkisi, jeopolitik dayanıklılık ve ESG uyumunu fiyatlamaya dahil eden senaryo bazlı underwriting modellerinin Türkiye reasürans piyasasında da standart haline gelmesi yönünde olacak.