Engelsiz Filmler Festivali 14. Kez Gerçekleşti
Puruli Kültür Sanat tarafından, “bir arada film izlemek mümkün” sloganıyla on dördüncü kez gerçekleştirilen Engelsiz Filmler Festivali Kısa Film Yarışması’nda ödüller, 30 Nisan Perşembe günü Ankara’da Goethe-Institut salonunda gerçekleşen Ödül Töreni’nde sahiplerini buldu.
Sunuculuğunu Ege Kayacan’ın üstlendiği törene; Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’ndan ve büyükelçiliklerden temsilciler, jüri üyeleri ve film ekipleri katıldı. Canlı işaret dili ve sesli betimleme eşliğinde erişilebilir olarak gerçekleşen törende açılış konuşmasını yapan Festival Yönetmeni Kıvanç Yalçıner, farklılıkları birer imkan olarak görmenin ve dışlayarak değil kapsayarak daha adil bir ortak yaşam kurmanın önemini vurguladı.
Goethe Institut Ankara Müdürü Dr. Petra Köppel-Meyer, festivalin Türkiye’deki tek örnek olduğuna dikkat çekerken; Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Jurgis Vilčinskas, kültürel alanlardaki engelleri sorgulayan bu etkinliğin kapsayıcılık adına önemli bir örnek olduğunu belirtti.
Kısa Film Yarışması Kazananları
Sinemaseverlerin oyları ve jüri üyeleri Theresa Heath, Emre Yalgın ile Linda Rödel Çiftçi’nin değerlendirmeleri sonucunda ödül alan isimler şöyle belirlendi:
- İzleyici Ödülü: Ronak Jafari – Anka Tüyü (A Phoenix Feather)
- En İyi Senaryo Ödülü: Samir Syriani ve Nadine Chalhoub Syriani – Ya Bu Gece Burayı Bombalarlarsa? (What If They Bomb Here Tonight?)
- En İyi Yönetmen Ödülü: Mehdi Mirbagheri – Mış Gibi (Pretension)
- En İyi Film Ödülü: Ana Vučićević – Çukur Havuz (Pit-pool)
Sinemaya Eşit Erişime Destek Veren Kurumlar
Festival; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, Institut Français, Avusturya Büyükelçiliği, Avusturya Kültür Ofisi, Bir Film, Medya Gaga ve Sesli Betimleme Derneği gibi pek çok kurumun desteğiyle gerçekleşiyor.
Engelsiz Filmler Festivali’nin 14. yılına ulaşması, Türkiye’de kültürel hakların ve erişilebilirliğin sadece bir “sosyal sorumluluk” projesi olmaktan çıkıp sürdürülebilir bir sanat disiplinine dönüştüğünü kanıtlıyor. Sinema gibi görsel ve işitsel bir sanat dalının; sesli betimleme ve işaret dili gibi araçlarla tüm bireyler için eşitlenmesi, festivale katılan Avrupa Birliği ve büyükelçilik düzeyindeki desteklerle bir “insan hakkı” vurgusuna dönüşüyor. Özellikle ödül alan filmlerin uluslararası çeşitliliği (İran, Lübnan, Sırbistan eksenli ekipler), festivalin küresel bağımsız sinema ağındaki prestijini de pekiştiriyor. Kıvanç Yalçıner’in belirttiği “çoğulluğu besleme” vizyonu, ana akım festivallerin de artık daha fazla sorgulaması gereken bir kapsayıcılık standardı olarak karşımıza çıkıyor.



