14 Temmuz 2026, 14:10:44
Dolar 47,0372
Euro 53,6001
Altın 6.081,43
BİST 14.027,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Çar 29°C
Per 29°C
Cum 30°C
Cts 30°C

Coface Araştırmasından Dikkat Çekici Sonuçlar

23 Haziran 2026 21:19

Paris, 18 Haziran 2026 –İşletmelerin büyümesinin önündeki temel engel artık yalnızca pazar koşulları değil, aynı zamanda şirketlerin karar alma kabiliyetleri. Coface’ın 13 ülkede 1.250 iş lideriyle gerçekleştirdiği son araştırmaya göre katılımcıların %68’i yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor. Belirsizliğin yüksek olduğu bir ortamda şirketler artık yalnızca riskten kaçınmaya çalışmıyor; daha hızlı karar almayı öğrenmek zorunda kalıyor. Riskin giderek karar alma ve büyümenin itici gücüne dönüştüğü bir dönüşüm süreci yaşanıyor.

Araştırmanın öne çıkan sonuçları:

Şirketlerin %68’i yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor.

Karar vericilerin %62’si ticari büyüme hedefleri ile risk disiplini arasında hâlâ temel bir çelişki bulunduğuna inanıyor.

Katılımcıların %44’ü risk ve finans ekiplerinin önümüzdeki 3 ila 5 yıl içinde stratejik büyüme ortaklarına dönüşeceğini düşünüyor.

%77’si daha proaktif kararlar alabilmek için dış iş ortaklarından öngörüye dayalı analizler bekliyor.

Kararsızlığın Maliyeti: Yeni Bir Major Risk

Uzun yıllar boyunca dış unsurlardan biri olarak görülen risk, artık büyük ölçüde şirket içi bir konu haline gainmiş durumda. Pek çok kuruluşta karar alma süreçleri, satış ekipleri ile risk yönetimi fonksiyonları arasında süren gerilimlerin yanı sıra mevcut verilerin etkin şekilde kullanılamaması nedeniyle yavaşlıyor. Kuruluşların yaklaşık onda altısı (%59), risk ekiplerinden gelen geri bildirimlerin aşırı temkinli ya da piyasa gerçeklerinden uzak olarak algılandığını düşünüyor. Bu durum güvensizliği artırırken karar alma süreçlerini de sekteye uğratıyor. Bu dinamik gerçek bir kısır döngü yaratıyor: Şirketlerin %52’si pazarlar arasında verilerin parçalı olduğunu bildirirken, bütünleşik veri eksikliği nedeniyle kararlar daha çok kişisel değerlendirmelere dayanıyor. Bu da temkinli yaklaşımı güçlendirerek karar alma süreçlerini daha da yavaşlatıyor.

Hayır” Demek mi, “Evet” İnşa Etmek mi? : Paradigma Değişimi

Bu kararsızlığın bir bölümü, riske karşı hâlâ savunmacı bir yaklaşım benimsenmesinden kaynaklanıyor. Yöneticilerin yarısı (%50), fırsatların belirli bir çerçeve içinde değerlendirilebileceği durumlarda bile “evet” oluşturmanın yerine “hayır” demenin daha güvenli olduğuna inanıyor.

Ancak beklentiler hızla değişiyor. Bugün karar vericilerin yalnızca %24’ü risk ekiplerini gerçek bir büyüme ortağı olarak görürken, %44’ü önümüzdeki üç ila beş yıl içinde bu rolü üstleneceklerini öngörüyor. Değişimin yönü net: En başarılı şirketler, kontrol odaklı bir anlayışın ötesine geçerek riski karar alma sürecinin en başından itibaren dahil eden ve “güvenli bir evet” yaklaşımını mümkün kılan şirketler olacak.

Az Sayıda Şirket Dönüşüme Öncülük Ediyor

Şirketlerin yalnızca küçük bir bölümü (araştırmaya katılan şirketlerin %12,6’sı) bugün tamamen büyüme odaklı bir yaklaşım benimsiyor. Araştırmada “Büyüme Avantajı Liderleri” olarak tanımlanan bu şirketler, uyguladıkları somut yöntemlerle öne çıkıyor. Bu sayede belirsizlikleri daha hızlı uygulanabilir kararlara dönüştürebiliyor ve diğer kuruluşların kaçırdığı fırsatları değerlendirebiliyorlar.

Bu şirketlerin %70’i risk ekiplerini karar alma sürecinin en erken aşamalarından itibaren sürece dahil ediyor. Araştırma ortalaması ise %58 seviyesinde.

Daha yüksek bir oranı riski rekabet avantajı olarak görüyor (%29’a karşı %19).

Tartışma ve yapıcı sorgulamayı teşvik eden bir kurum kültürü oluşturuyorlar (%38’e karşı %23).

Veri Ve Yapay Zekâ: Karar Süreçlerinin Belirleyici Hızlandırıcıları

Bu ortamda veri, performansın temel belirleyicilerinden biri haline geliyor. Ancak şirketlerin yalnızca %20’si farklı pazarlarda tutarlı verilere sahip olduğunu belirtiyor. Bu durum şirketlerin karşılaştırma yapma ve öngörü geliştirme yeteneklerini sınırlandırıyor. Bu kısıtlar karşısında beklentiler hızla değişiyor. Amaç, kontrol mekanizmalarından ödün vermeden belirsizliği azaltmak ve karar alma süreçlerini hızlandırmak.

Yöneticilerin %59’u risk ekiplerinin senaryo simülasyonları için öngörüye dayalı analizlerden daha fazla yararlanmasını istiyor.

%54’ü yapay zekâ destekli risk analizi çözümlerinin kullanımının hızlandırılmasını talep ediyor.

Koruma”dan “Öngörü”ye: Dış İş Ortaklarının Kritik Rolü

Şirketler artık iş ortaklarından yalnızca risk koruması sağlamalarını beklemiyor.

%77’si pazar gelişmelerini öngörebilmek için tahmine dayalı analizlerden yararlanmak istiyor.

%71’i ise daha fazla fırsatı değerlendirebilmek için iş ortaklarının kendilerine güven vermesini bekliyor.

Daha genel bir çerçevede, karar vericilerin %65’i dış iş ortaklarının koruma, veri ve öngörü yeteneklerini bir araya getirerek daha cesur iş kararlarının alınmasını mümkün kılması gerektiğini düşünüyor. Bu yeni dönemde risk yönetimi profesyonellerinden, belirsizliği daha kolay uygulanabilir kararlara dönüştürebilen gerçek karar alma ortakları olmaları bekleniyor.

Coface Araştırmasından Dikkat Çekici Sonuçlar | 23 Haziran 2026
Xavier Durand

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface CEO’su Xavier Durand şu ifadelere yer veriyor: “Şirketler için asıl zorluk artık riskten kaçınmak değil, belirsizliği bilgiye dayalı kararlara dönüştürmeyi bilmektir. Bunun için de veri gerekir. Bilgiyi toplama, analiz etme ve öngörüye dönüştürme yeteneği; daha erken, daha hızlı ve daha güvenli şekilde ‘evet’ diyebilmenin merkezinde yer alıyor. En başarılı şirketler daha az risk alanlar değil, karar vermek için en güçlü bilgi ve öngörüye sahip olanlardır.”

Makroekonomik belirsizliklerin ve jeopolitik dalgalanmaların küresel ticaret hacmini baskıladığı 2026 alacak sigortası ve risk yönetimi konjonktüründe, Coface’ın araştırması kurumsal karar mekanizmalarında rasyonel bir paradigma değişimini ortaya koymaktadır. Şirketlerin %68’inin yavaş karar alma süreçlerini büyüme önünde bir bariyer olarak görmesi, geleneksel korumacı risk yönetiminin artık esnek piyasa gerçeklerine yanıt veremediğini ve proaktif bir nitelik kazanması gerektiğini kanıtlamaktadır. Yapay zeka destekli prediktif (öngörüsel) veri modelleri ve senaryo simülasyonları, finans ekiplerinin operasyonel verimliliğini artırırken ticari alacak sigortası branşındaki risk kabul ve underwriting kalitesini makro düzeyde tahkim etmektedir. Xavier Durand’ın vurguladığı “güvenli bir evet” yaklaşımı, şirketlerin dış iş ortaklarından sadece teminat değil, bütünleşik bir veri ve stratejik büyüme ortaklığı talep ettiği yeni bir finansal ekosistemi şekillendirmektedir.