Özgür Obalı’dan Sürdürülebilirlik Mesajı
Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı, Dubai World Insurance Congress (DWIC) Connect İstanbul 2026 kapsamında iki ayrı oturumda konuşmacı olarak yer aldı.
Resilience And Renewal: Energy Futures After Conflict Paneli
Obalı, “Resilience and Renewal: Energy Futures After Conflict” başlıklı panelde jeopolitik gelişmelerin enerji güvenliği, enerji altyapıları ve küresel tedarik zincirleri üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Değişen risk ortamında daha güçlü risk analizi, risk paylaşım mekanizmaları ile yeterli sigorta ve reasürans kapasitesinin önemine dikkat çeken Obalı, enerji dönüşümünün iklim hedeflerinin yanı sıra enerji güvenliği ve dayanıklılık açısından da ele alınması gerektiğini vurguladı. Sigorta sektörünün riskleri görünür, ölçülebilir ve yönetilebilir hale getirerek dayanıklı enerji yatırımlarını destekleyen stratejik bir risk ortağı rolü üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Scaling Resilience Through Insurance Sunumu
Obalı, “Scaling Resilience Through Insurance” başlıklı sunumunda ise iklim risklerinin artık yalnızca çevresel değil, sistemik bir finansal risk olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Koruma açığının azaltılması, risk farkındalığının artırılması, kapsayıcı sigorta çözümlerinin geliştirilmesi ve kamu-özel sektör iş birliklerinin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
COP31 Türkiye önceliklerinin somut projelere ve dayanıklı sonuçlara dönüştürülmesinde sigorta sektörünün rolünü vurgulayan Obalı, Antalya‘da hayata geçirilmesi planlanan “Insurance House“un küresel sigorta ve iklim paydaşlarını dayanıklılığın finansmanı için bir araya getirecek önemli bir platform olacağını ifade etti.
Özgür Obalı’nın küresel zirvede vurguladığı iklim ve jeopolitik risk modelleri, elementer sigorta dünyasında geleneksel hasar tahminleme yöntemlerinin ötesine geçerek dinamik ve sistemik bir Underwriting yaklaşımını zorunlu kılmaktadır. Savaş, çatışma ve tedarik zinciri kırılmalarının enerji altyapıları üzerindeki yıkıcı etkileri, küresel reasürans piyasalarında kapasite daralmasına yol açarken, proaktif risk yönetimi ve kamu-özel sektör iş birliklerini (PPP) hayati bir finansal kalkan haline getirmektedir. Türkiye’nin COP31 hedefleriyle paralel olarak Antalya’da hayata geçirmeyi planladığı “Insurance House” projesi, ülkenin küresel iklim finansmanı ve katastrofik risk transferi mekanizmalarında bölgesel bir merkez olma vizyonunu pekiştirmektedir. Bu kurumsal hamleler, çevre ve enerji yatırımlarının sürdürülebilirliğini güvence altına alırken, Türk sigorta pazarının uluslararası sermaye ve koruma kapasitesinden daha yüksek pay almasını destekleyecektir.



