Hane Ekonomisinde Kalıcı İyileşme İçin Henüz Erken
Türkiye’de hanehalkının finansal görünümüne ilişkin önemli bir gösterge olan Finansal İyilik Hali Monitörü, Mart ayında sınırlı da olsa bir toparlanmaya işaret etti. OWL Intelligence tarafından her ay 1600 kişiyle yapılan araştırmaya göre endeks Mart’ta 1,1 puan artarak 45,4 seviyesine yükseldi. Ancak bu artış, hem Ocak ayındaki seviyenin hem de “pozitif görünüm” eşiği kabul edilen 50 puanın altında kalması nedeniyle kalıcı bir iyileşmeye henüz işaret etmiyor.
Finansal İyilik Hali Monitörü (Mart-Nisan 2026)
Finansal İyilik Hali Endeksi (Puan)
Barınma ve Harcama Baskısı (%)
Nisan Ayı Beklenen Risk Seviyeleri
Rahatlama Gider Tarafında Risk Borçta
Mart ayındaki iyileşmenin ana kaynağı, hane bütçesi üzerindeki gider baskısının görece hafiflemesi oldu. Enflasyonun alt kalemlerinde görülen dengelenme, özellikle temel ihtiyaçlar ile hizmet fiyatları arasındaki farkın daralması, günlük harcamalarda daha geniş bir kesimin nefes almasını sağladı. Bu gelişme tasarruf eğiliminde de artışa yol açtı.
Ancak bu tabloyu dengeleyen önemli bir risk başlığı var: borç. Araştırmaya göre özellikle önümüzdeki döneme ilişkin borçlanma beklentilerindeki artış, hanehalkının finansal risk algısının yüksek kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Gelir tarafında ise iyileşme sınırlı ve daha çok beklentilere dayanıyor; bu da toparlanmanın henüz sağlam bir zemine oturmadığını ortaya koydu.
Barınma Baskısı Azalıyor Ancak Eşitsizlik Sürüyor
Mart ayı raporunun odak başlığı barınma oldu. Veriler, konut maliyetlerinin yarattığı baskının bir miktar zayıfladığını ortaya koyarken, bu iyileşmenin toplumun tüm kesimlerine eşit yansımadığını gösteriyor. Barınma maliyetleri nedeniyle diğer harcamalarını kısmak zorunda kalanların oranı gerilemiş olsa da kiracılar üzerindeki yük yüksek kalmaya devam ediyor. Mart itibarıyla kiracıların yaklaşık üçte ikisi, konut giderleri nedeniyle diğer harcamalarını kısmak zorunda kaldığını belirtti.
Konut Talebi Zayıf Krediye Mesafe Sürüyor
Araştırmanın öne çıkan bir diğer bulgusu ise konut sahipliğine yönelik talebin zayıf kalması oldu. Hanehalkının büyük bölümü konut alımını gündemine almıyor; kısa ve orta vadeli planlarda belirgin bir gerileme söz konusu. Finansman tarafında ise nakit kullanımının artması ve tasarruf finansmanı gibi alternatif yöntemlere yönelim, krediye olan mesafenin sürdüğünü gösteriyor. Politika Faizi’nin Mart ayında %37 seviyesinde sabit tutulması da bu temkinli davranışı destekledi.
Nisan’da Risk Yeniden Maliyetler
Nisan ayına ilişkin beklentilerde ise küresel gelişmeler belirleyici olacak. Mart ayında artan jeopolitik gerilimler ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, önümüzdeki dönemde ulaştırma başta olmak üzere birçok kalemde maliyet baskısını yeniden artırabilir. Küresel ölçekte sıkı para politikası duruşunun sürmesi ve Türkiye’de faizlerin yüksek seviyesini koruması, kredi koşullarında hızlı bir gevşeme ihtimalini sınırlıyor.
Sonuç olarak, Mart ayında görülen sınırlı rahatlama kısa vadeli bir nefes alma alanı yaratmış olsa da hane ekonomisinde kalıcı bir iyileşme için henüz erken olduğu değerlendiriliyor.
OWL Intelligence verileri, Türkiye’deki hanehalkı ekonomisinin “en kötüyü geride bırakma” çabası ile “yeni maliyet şokları” arasındaki sıkışmışlığını net bir şekilde yansıtıyor. Endeksin 50 puan eşiğinin altında kalması, tüketicinin hala savunma pozisyonunda olduğunu gösteriyor. Özellikle kiracı ve mülk sahibi arasındaki uçurumun derinleşmesi, sosyal adaletin barınma hakkı üzerinden sarsıldığını teyit etmektedir. Politika faizinin %37’de sabitlenmesi talebi baskılarken, konut alımında kredi yerine nakit veya tasarruf finansmanına yönelim, bankacılık sektörünün konut kredisi pazarındaki payının daha da daralacağına işaret ediyor. Nisan ayındaki ulaştırma ve enerji maliyeti riskleri, Mart ayındaki 1,1 puanlık kazanımı hızla geri alabilir; bu nedenle “kırılgan denge” tanımı şu anki konjonktürü en iyi özetleyen ifadedir.



