Coface İşletmeler İçin Nakit Akışı Uyarılarını Paylaştı
Coface, sıkı para politikaları ve yüksek faiz oranlarının yarattığı baskı nedeniyle işletmelerin nakit akışını korumasına yönelik kritik uyarılarda bulundu. Ticari alacak vadelerindeki uzamanın likidite riskini artırdığına dikkat çeken kurum; erken uyarı sistemleri, veri temelli kredi limit yönetimi ve ticari alacak sigortası gibi araçların öncelikli olarak değerlendirilmesini önerdi.
Vade Uzaması Maliyet Tuzağına Dönüşüyor
Ticari alacak vade sürelerindeki artışın şirketlerin işletme sermayesi döngüsünü doğrudan etkilediği belirtildi. Alacak Tahsil Süresi (DSO) uzayan şirketlerin operasyonel giderler için yüksek faizli ek finansmana yönelmek zorunda kaldığı, bunun da kârlılığı aşındırdığı vurgulandı. Enflasyonist dönem içerisinde tahsil edilmeyen her günün reel alacak değerini düşürdüğü ifade edildi.
Emre Tongo Esnek Ödeme Planlarını Vurguladı
Likidite sıkışıklığı yaşayan müşterilerle ilişkiyi kesmek yerine yapılandırılmış ödeme planlarıyla süreci yönetmenin mümkün olduğunu belirten Coface Türkiye Ülke Müdürü Emre Tongo, bu yaklaşımın müşteri portföyünü koruduğunu ifade etti. Tongo, ticari alacak sigortasının temerrüt veya iflas gibi durumlarda finansal kayıpları tazmin ederek nakit akışını güvence altına aldığını dile getirdi.
Erken Uyarı Ve Müşteri Risk Skorlaması
İşletmelerin risk yönetiminde proaktif bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini savunan kurum, küresel veri ağlarıyla beslenen erken uyarı sistemlerinin önemine değindi. Müşteri Risk Değerlendirmesi kapsamında şirketlerin temerrüt olasılığının 0 ile 10 arasında bir skorla ölçüldüğü, bu veriler ışığında finansal açıdan güçlü müşterilere daha esnek vadeler sunulabileceği belirtildi.
Urba360 İle Dijital Risk Takibi
Kurumun geliştirdiği Urba360 platformu, işletmelerin portföylerindeki şirketlerin finansal risklerini anlık takip etmesine olanak tanıyor. Platform; yaşlandırma raporları, erken risk sinyalleri ve sektör bazlı analizler sunarak finans ekiplerinin operasyonel yükünü hafifletiyor. Ayrıca Coface Tahsilat Hizmeti ile alacaklı ve borçlu arasındaki duygusal yükün ortadan kaldırılarak tahsilat oranlarının artırılması hedefleniyor.
Finansman maliyetlerinin zirve yaptığı bir dönemde ticari alacakların sigortalanması, şirketler için sadece bir korunma aracı değil, aynı zamanda banka limitlerini tüketmeden ticaret yapabilme özgürlüğü sağlamaktadır. Türkiye piyasası açısından bakıldığında, DSO sürelerindeki artışın sistematik bir risk haline gelmemesi için veriye dayalı limit yönetiminin yaygınlaşması kritik önem taşımaktadır. Bu gelişmenin uzun vadeli etkisi, açık hesap ticaretin yerini sigortalı ve teminatlı dijital ticaret platformlarına bırakması olacaktır.



