İran Çatışması Ve Asya Sigorta Piyasası Analizi
S&P Global Ratings tarafından yayınlanan yeni bir rapor, Asya-Pasifik bölgesi sigortacılarının Orta Doğu’daki çatışmalara doğrudan maruziyetinin sınırlı olduğunu ve risklerin baz senaryo altında yönetilebilir kaldığını ortaya koydu. Ancak kurum, petrol piyasası aksamalarının uzun süre devam etmesi durumunda risklerin tırmanabileceği konusunda uyardı.
S&P Global Asya-Pasifik Risk Senaryo TablosuSenaryo Durum Sigorta Sektörü Üzerindeki Etkisi Baz Senaryo Hürmüz blokajı Nisan’da hafifler. Sermaye tamponları yeterli, risk yönetilebilir. Olumsuz Senaryo Çatışma ve enerji krizi uzar. İthalatçı ülkelerdeki sigortacılar risk altında. Underwriting Gemi ve kargo hasarları artar. Sınırlı maruziyet, ancak maliyet artışı. Hasar Enflasyonu Enerji ve yedek parça maliyeti artar. Motor ve mülkiyet primlerinde yükseliş.
“Asya-Pasifik Sigortacıları: Piyasa Volatilitesi Savaş Kaynaklı En Büyük Etkidir” başlıklı raporda S&P; çatışmanın zirve yoğunluğa ulaştığı ve Hürmüz Boğazı‘ndaki fiili kapalılık halinin Nisan ayı içinde hafifleyeceği bir baz senaryo öngörüyor. Yine de bazı aksamaların birkaç ay daha sürmesi bekleniyor. Derecelendirme kuruluşuna göre; bölge sigortacıları Orta Doğu rotalarındaki ticaret akışları nedeniyle denizcilik ve kargo poliçelerinde potansiyel kayıplarla karşı karşıya olsa da, bu segment genellikle toplam primlerin küçük bir kısmını temsil ediyor.
S&P, Asya-Pasifik sigortacıları için savaş kaynaklı risklerin çoğunlukla finansal piyasa volatilitesi yoluyla dolaylı olarak yansıdığını belirtti. Kurum, “Bu sigortacılar, baz senaryomuz altında Orta Doğu çatışmasından kaynaklanan yatırım ve teknik kabul (underwriting) baskılarını absorbe edebilecek yeterli sermaye tamponlarına sahiptir,” değerlendirmesinde bulundu. Ancak, çatışmanın uzadığı aşağı yönlü senaryoda, düşük gelirli ve net enerji ithalatçısı ekonomilerde faaliyet gösteren sigortacıların en savunmasız grupta yer alacağı vurgulandı.
13 Nisan Pazartesi itibarıyla çatışma, 45 günlük yoğun çatışmayı kısa süreliğine durduran iki haftalık kırılgan ateşkesin çökmesinin ardından istikrarsız yeni bir aşamaya girdi. Mart ayı sonunda İslamabad‘daki müzakereler için kurulan bu geçici ateşkes; İran‘ın nükleer zenginleştirme faaliyetleri ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolü konusunda kalıcı bir anlaşma sağlanamaması üzerine sona erdi. Ateşkesin bozulmasıyla birlikte ABD, tüm İran limanlarına yönelik bir deniz ablukası başlatırken, İsrail kuvvetleri Lübnan‘daki hava operasyonlarını artırarak bölgesel gerilimi tırmandırdı.
S&P Global Ratings kredi analisti Philip Chung, konuya ilişkin şu uyarıları yaptı: “Artan enerji maliyetleri enflasyonu körüklüyor ve faiz oranları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Uzun süreli bir çatışma, sigortacılar için daha yüksek girdi maliyetlerine, zayıf makroekonomik koşullara ve daha yüksek yaşam maliyetlerine yol açacaktır.” Chung, hayat dışı sigortacılar için özellikle kasko (motor), mülkiyet ve ticari branşlarda artan hasar masraflarının prim artışlarını tetiklemesini beklediklerini ekledi.
S&P analizi, sigorta sektörünün jeopolitik krizlerdeki en büyük düşmanının doğrudan hasarlar değil, dolaylı “hasar enflasyonu” olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık sadece bir gemi batması riski değil; küresel enerji maliyetlerini artırarak otomobilden konut onarımına kadar her alanda sigorta şirketlerinin teknik giderlerini yükseltiyor. Türkiye piyasası açısından bakıldığında, Asya ve Avrupa arasındaki bu kilit noktadaki gerilim; yerel sigorta şirketlerinin yedek parça ve inşaat maliyetleri üzerinden hasar karşılıklarını yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılan makroekonomik bir baskı yaratmaktadır.



