Türkiye Yapay Zekâyı Sevdi
Stanford Üniversitesi’nin 2025 Yapay Zekâ Endeksi raporuna göre, Türkiye’de yapay zekâ konusundaki iyimserlik her geçen gün artıyor. Cerebrum Tech kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Dr. R. Erdem Erkul, “Türkiye’nin yapay zekânın sunduğu olanaklara olumlu yaklaşması, ülkemize dijital dönüşüm sürecinde ve büyüme yolculuğunda büyük güç verecek” diyor.
Silikon Vadisi‘nin kalbinde yer alan ve yapay zekâ araştırmalarında dünya çapında öncü bir rol üstlenen Stanford Üniversitesi’nin 2025 Yapay Zekâ Endeksi raporu, yapay zekânın tüm toplumu ve ekonomiyi şekillendiren bir dönüşümün kilit unsuru olduğunu ortaya koyuyor. Yapay zekânın geleceğine dair önemli ipuçları barındıran bu rapora göre, bu teknolojinin yarattığı dönüşümün hızı her geçen gün artarken, insanların bakışı da olumlu yönde değişiyor. Başlangıçta kuşkuyla yaklaşan pek çok kişi bile artık yapay zekânın zarardan çok fayda sağlayarak dünyanın daha iyi bir yer haline gelmesine katkıda bulunacağına inanıyor.
Türkiye de bu küresel dönüşüme ayak uyduruyor. Ülkemizde yapay zekâya olan ilgi, yalnızca bireysel kullanıcılar düzeyinde değil; kamu kurumları, özel sektör ve girişimcilik ekosisteminde de hızla artıyor. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye kadar birçok alanda yapay zekâ temelli projeler geliştirilirken, bu teknolojilerin hem verimlilik hem de katma değer açısından büyük katkı sağlaması bekleniyor.
Dr. R. Erdem Erkul, Türkiye’nin bu süreçte sadece bir kullanıcı değil, aynı zamanda geliştirici konumuna gelmesinin stratejik önem taşıdığını vurguluyor. Ona göre, Türkiye’nin genç ve teknolojiye adapte olabilen nüfusu, küresel rekabette önemli bir avantaj yaratıyor. Bu potansiyelin doğru politikalarla desteklenmesi hâlinde, Türkiye’nin dijital ekonomide güçlü bir oyuncu hâline gelmesi mümkün.
Stanford Üniversitesi’nin raporu, ayrıca yapay zekâya duyulan küresel güvenin arttığını, kullanıcıların veri gizliliği, etik kullanım ve şeffaflık gibi konularda daha bilinçli tercihler yaptığını gösteriyor. Türkiye’nin de bu alandaki etik ve yasal çerçeveyi oluşturarak teknolojiyi insan odaklı biçimde yönlendirmesi, dönüşüm sürecinde sürdürülebilirliği sağlayacaktır.



