Levent Korkut OVP Hedeflerini Yorumladı

TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri İcra Komitesi başkanı Levent Korkut, 6 Eylül 2026 tarihinde açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Program‘ına (OVP) ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Korkut, sigorta sektörünün ekonomideki stratejik rolünün ancak güçlü ve sürdürülebilir bir acentelik sistemiyle hayata geçirilebileceğini vurguladı.
Korkut, açıklamasına 2027-2029 dönemini kapsayan yeni OVP‘nin Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık politika yol haritasını ortaya koyması bakımından önemli olduğunu belirterek başladı. Programda öne çıkan fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme, finansal istikrar, ekonomik dayanıklılık, dijital dönüşüm, üretken kapasitenin güçlendirilmesi ve özel sektörle düzenli istişare gibi başlıkların olumlu karşılandığını ifade etti.
Korkut ayrıca, Türkiye Sigorta ve Emeklilik Şirketleri Birliği (TSB) başkanı Ahmet Yaşar‘ın daha önce yaptığı OVP değerlendirmesinde sigorta sektörünü ekonomik ve toplumsal dayanıklılığın önemli unsurlarından biri olarak nitelendirmesinden de memnuniyet duyduklarını belirtti.
Acenteler Olmadan Sigortanın Stratejik Rolü Hayata Geçirilemez
TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri İcra Komitesi, sigortanın yalnızca hasar sonrası devreye giren bir finansal ürün olmadığını; ekonomik büyümeyi, yatırımları, istihdamı, ihracatı ve vatandaşların varlıklarını güvence altına alan stratejik bir sektör olduğu görüşünü paylaştı. Ancak Korkut, bu stratejik rolün acenteler olmadan tam anlamıyla hayata geçirilemeyeceğinin altını özellikle çizdi.
Açıklamada acentelerin şu işlevleri üstlendiği vurgulandı:
- Risk analizi yapan,
- Doğru teminat konusunda danışmanlık veren,
- Sigorta bilincini artıran,
- Hasar süreçlerinde sigortalının yanında olan,
- KOBİ’lerin ve işletmelerin risk yönetimine katkı sağlayan,
- Sigorta ürünlerinin toplumun geniş kesimlerine ulaşmasını sağlayan
Ekonominin sahadaki sigorta danışmanları olarak tanımlanan acenteler, OVP‘de hedeflenen sigorta penetrasyonunun artırılması ve daha geniş kesimlerin sigorta güvencesine kavuşturulması hedefleri için vazgeçilmez görülüyor.
Kanallar Arası Fiyat Eşitsizliğine Dikkat Çekildi
Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, sigorta şirketlerinin farklı dağıtım kanalları arasındaki fiyatlama politikalarına ayrıldı. Korkut, bazı sigorta şirketlerinde aynı veya benzer risk ve teminat yapısına sahip ürünlerde; şirketin kendi dijital kanalı, doğrudan satış kanalı, banka ve kurumsal dağıtım kanalı ile acente kanalı arasında farklı prim ve fiyat uygulamalarının ortaya çıkabildiğini gözlemlediklerini belirtti.
Farklı dağıtım kanallarının maliyet yapılarından kaynaklanan makul ve objektif fiyat farklılıklarının doğal karşılanabileceğini kabul eden Korkut, kritik sorunun kanal farklılığının acenteyi rekabet edemez hale getiren bir fiyat avantajına dönüşmesi olduğunu vurgulandı. Acentenin sunduğu danışmanlık hizmeti, müşteriye erişimi ve hasar sürecindeki katkısı dikkate alındığında, acentelerin şirketlerin kendi dağıtım kanalları karşısında yapısal bir fiyat dezavantajına maruz bırakılmasının sektörün sürdürülebilirliği açısından ciddi bir risk oluşturacağı belirtildi.
Bu kapsamda TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri İcra Komitesi şu talepleri dile getirdi:
- Kanal bazlı fiyat farklılıklarının hangi objektif kriterlere dayandığının şeffaf hale getirilmesi,
- Şirketlerin kendi dijital kanalları ile acente kanalları arasında adil rekabet koşullarının oluşturulması,
- Kanal maliyetleri gerekçe gösterilerek acentelerin ekonomik sürdürülebilirliğini zedeleyecek uygulamalardan kaçınılması,
- Şirketlerin kendi dağıtım kanallarının, acente kanalının aleyhine çapraz sübvansiyonlarla desteklenmemesi.
Korkut, bu taleplerin dijitalleşmeye karşı çıkmak anlamına gelmediğini, aksine dijital dönüşümün desteklendiğini; ancak dijitalleşmenin acenteyi ortadan kaldıran değil güçlendiren bir dönüşüm olması gerektiğini vurguladı.
Reel Büyüme Sadece Prim Artışı Değildir
OVP‘de fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda 2027 için yüzde 21, 2028 için yüzde 13,5 ve 2029 için yüzde 9 TÜFE öngörüldüğünü hatırlatan Korkut, bu hedeflerin gerçekleşmesi halinde sigorta sektörünün önündeki temel hedefin yalnızca nominal prim üretimini artırmak değil, reel olarak daha fazla vatandaşın ve işletmenin sigorta kapsamına alınması olması gerektiğini belirtti.
Bunun için ulaşılabilir sigorta ürünleri, sağlıklı ve sürdürülebilir fiyatlama, adil rekabet, güçlü acentelik yapısı, sürdürülebilir komisyon sistemi ve sigortalıya gerçek anlamda danışmanlık sağlayan bir dağıtım modelinin birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.
Afet Risklerinde Acentelerin Rolü
Açıklamada, OVP‘de yer alan ekonomik dayanıklılık ve arz şoklarına karşı dayanıklılığın artırılması hedeflerine de değinildi. 2023-2026 döneminde deprem harcamalarının 2026 yılı fiyatlarıyla 5,4 trilyon TL‘ye (yaklaşık 104 milyar dolar) ulaşacağı hatırlatılarak, bu tablonun afet risklerinin yalnızca kamu kaynaklarıyla karşılanmasının sürdürülebilir olmadığını gösterdiği belirtildi.
Korkut, zorunlu ve ihtiyari afet sigortalarının yaygınlaştırılması kadar vatandaşın doğru bilgilendirilmesi ve sigorta bilincinin artırılmasının da önemli olduğunu, bu noktada acentelerin kamu ile vatandaş arasında önemli bir köprü görevi üstlendiğini ifade etti.
KOBİ’ler ve İhracatçılar İçin Sigorta Vurgusu
OVP‘nin üretim, ihracat, finansmana erişim ve rekabet gücünün artırılmasına yönelik hedeflerine değinen Korkut, KOBİ‘lerin ve ihracatçıların ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi için risklerinin güvence altına alınmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Sigorta sektörünün büyümesinin yalnızca şirketlerin bilanço büyüklükleriyle değil, Türkiye ekonomisindeki sigortalılık oranının ve sigorta korumasının genişlemesiyle ölçülmesi gerektiği vurgulandı.
Somut Öneri: Sigorta Sektörü OVP Çalışma Grubu
TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri İcra Komitesi, OVP‘nin özel sektörle düzenli istişare yaklaşımının sigorta sektöründe de somutlaştırılmasını önerdi. Bu kapsamda Hazine ve Maliye Bakanlığı, SEDDK, TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri ve Eksperleri İcra Komiteleri, Türkiye Sigorta ve Emeklilik Şirketleri Birliği, Brokerler Derneği ve sektörün diğer ilgili paydaşlarının katılımıyla bir Sigorta Sektörü OVP Çalışma Grubu kurulması önerildi.
Bu çalışma grubunun ele almasını önerdikleri konular şöyle sıralandı:
- Sigorta penetrasyonunun artırılması,
- Afet ve iklim risklerinin daha geniş ölçekte sigortalanması,
- KOBİ‘lerin sigorta kapsamının genişletilmesi,
- Sigorta acentelerinin ekonomik sürdürülebilirliğinin sağlanması,
- Dijital ve geleneksel dağıtım kanalları arasında adil rekabetin oluşturulması,
- Kanal bazlı fiyatlama ve prim farklılıklarının objektif ve şeffaf kriterlere bağlanması,
- Dijital dönüşümün acenteleri dışlamayan bir yapıya kavuşturulması,
- Sigorta bilincinin ve finansal okuryazarlığın artırılması.
Sektörün Tamamını Birlikte Büyütmeliyiz
Korkut açıklamasını, TSB ile sigortanın Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir sektör olduğu konusunda aynı noktada olduklarını, ancak stratejik bir sektörün güçlü olmasının sigorta şirketlerinin büyümesi kadar acentelerin, brokerlerin, eksperlerin ve diğer sektör paydaşlarının da sürdürülebilir bir yapıya sahip olmasına bağlı olduğunu vurgulayarak sürdürdü.
Sektörün geleceğinin şirketler mi, acenteler mi şeklinde bir tercih üzerinden değil, şirketler ve acenteler birlikte nasıl daha güçlü olabilir anlayışıyla ele alınması gerektiğini belirten Korkut, adil rekabet, şeffaf fiyatlama, sürdürülebilir acentelik modeli ve güçlü istişare mekanizmalarının kurulmasını sektörün önümüzdeki dönemdeki büyümesinin temel şartlarından biri olarak gördüklerini kaydetti.
Korkut açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye ekonomisi büyürken sigorta sektörü de büyümeli; ancak bu büyüme sigortalının daha fazla korunması, acentelerin güçlenmesi ve sektörün tüm paydaşlarının sürdürülebilirliği üzerinden gerçekleşmelidir. Çünkü daha güçlü Türkiye ekonomisi için daha fazla sigorta; daha fazla sigorta için ise güçlü, sürdürülebilir ve güvenilir acenteler şarttır.”


